Köylü kızını lunaparka götürmek

Köylü kızını lunaparka götürmek.

onu köy yerinde yakalamıştım üzerinde basması, lastik ayakkabıları ve örgü yeleği vardı. ilk kez biniyordu sanırım arabaya. daha önce hiç bindin mi diye sordum. evet ama sadece el ve at arabasına diye cevap verdi cici köylü kızı. bu sizin bindiğiniz vahşi arabalardan değildir dedim.

tertemiz japon mühendislik harikasıdır. kliması, aynası, pencereleri bile vardır. sürmek için ehliyet adı verilen bir belge gerekir. güler yüzlü polis memurları da bazen bunu kontrol eder. sahip olmazsan yüzleri düşer dedim. heyecanlanmıştı. ayaklarını alkışlar gibi birbirine vurmaya başladı yanakları kızarmış köylü kızı.

müzik çalan şeyden de var mı diye sordu. televizyonda görmüş dombra çalarken. evet dedim radyodur ismi. her arabada bir tane olur. ses sistemi istersen parayladır. kapitalizm ödeme yapmayı gerektirir.

Nereye gittiğimizi sordu ve sarıldım ona sıcacıktı.

Ahır kokusu sinmişti üstüne. Sarıkızı saağrken tepiklenmişti ve yaralıydı sarmaladım yaralarından narin ve berrak köylü kızını. Lunaparka gidiyoruz dedim. İçinde her türlü oyuncağı aleti eğlenceyi bulabileceğin bir yerdir.

Bana daha önce hiç gitmediğini söyledi. Sen köyde çok mu fakirdin diye sordum ve başını utangaçlıkla eğdi. Utanma dedim lunapark nedir bilir misin köylü kızı? Kocaman aletlerin olduğu bizleri eğlendirmek için oradaki abilerimizin çalışıp çabaladığı devasa bir alandır. Abiler oyuncakları control eder biz de biner eğleniriz hayatımızın yükünü üstümüzden atarız. Çok ilginç değil mi köylü kızı lunaparklar bu acınası hayatlarımızın sanki içimizden atılması için yapılmış ama sonra yine kapitalist sisteme yenik düşerek tekrardan eğlence sektörü haline gelmiş bir nevi hayatın metaforlaştırılmış şekli. Köylü kızı siyah yıpranmış saçları ve çiçekli uzun eteği ile yüzüme baktı anlamamıştı dediklerimi. O devasa aletlerin sürekli sallandığını, müziklerin neşe saçtığını, çocukların güldüğünü, insanların eğlendiğini görünce ayaklarıyla alkışlamaya başladı sakin ol dedim bana çürük dişleriyle fındık kırmaya çalışan ağzı otlu peynir kokulu melek köylü kızı. Altı üstü bir lunaparktır gezip eğleneceğiz ama sevgimiz hiç bitmeyecek bakalım o vakte kadar seninle neler yapalım.

Seni çarpışan arabaya bindireyim mi köylü kızı? Gerçek hayatta insanlar arabalarının çizilmesinden korkarlar burada ise korkmana gerek yok istediğin gibi çarpabilirsin. Hatta ne kadar çok çarparsan o kadar çok eğlenirsin köylü kızı. Bilmiyordu araba kullanmasını bak dedim bu direksiyon bununla sağa ve sola yön verebilirsin. Eğer çok çevirirsen geri gider. Sağ ayağınla pedala basacaksın ve gitmeye başlayacak dedim. Çok heyecanlanmıştı köylü kızı. Elleri süt sağmaktan nasır tutmuş şekilde direksiyonu kavradı ve gaza bastı bende diğer arabaya bindim. O güzel yüzü neşe saçıyordu köylü kızının o gülüşü gördükçe benim de içim eriyordu. Belli ki daha önce hiç bu kadar eğlenmemişti şimdi neye binelim dedim köylü kızı.

O küçük şirin aslında beyaz olan ama köy hayatının getirdiği zorluklardan dolayı siyahlaşmış elleriyle gondolu gösterdi. Korkmuyor musun diye sordum. Neden korkayım ki insanlar buraya gerçek hayatlarında korktuğu şeylerden kaçınmak için gelmiyor muydu diye sordu. Anlamıştı benim ne demek istediğimi. O küçük beyninde kim bilir neler düşünüyordur diye sorguladım kendimi. Gondola bindiğimizde ikimizi de heyecan bastı. En arkaya oturmuştuk. Bak dedim köylü kızı en arka en eğlenceli taraftır. G kuvveti dediğimiz şeyi hissedeceksin şimdi dışın kadar için de güzelleşicek ama korkma ben her zaman yanında olacağım. Dayanamamıştı köylü kızı bunca adrenalin ve kuvvete. Omzuma başını koyup oracıkta ölmüştü elinde kalan son lunapark biletiyle. Kapitalist düzene ayak uyduramamış peri kızımsı bir melekti o…

Etiketler:

Yorum Yaz

19569 Toplam Flood
25537 Toplam Yorum
18406 Toplam Üye
62 Son 24 Saatte Flood

Kod e‑postana gönderildi. (24 saat geçerli)