Zamanı geldi.
Sınıfımın birincisiydim ve çocukluÄŸumdan beri öyleydim. 16 yaşına geldiÄŸimde Tomoko Kuroki’yi keÅŸfettim… ve felaket baÅŸladı. Sanal bir karaktere aşık oldum: Tomoko. Ama o yok. Şöyle diyebilirsiniz: tamam, bu harika, ama devam edin, deÄŸil mi? Hayır. Tomoko’yu hâlâ seviyorum ama onun yüzünden hayatımı mahvettim. Aslında o "harap" hayatım.
Avrupa’nın bir yerinde yaşıyorum. Depresyona girdim ve bana çok yüksek dozda antidepresanlar veriliyor (örneÄŸin, Venlafaksin 375 mg/gün, Pregabalin 600 mg/gün, Klorazepat dipotasyum 150 mg/gün ve bir sürü baÅŸka anksiyolitik/nöroleptik tipte ilaç).
Burada kimse bana inanmayacak; Bu yazının silineceÄŸinden bile eminim "trolling." Ama sizi temin ederim ki hikayem doÄŸru… Watamote’yi izlediÄŸime ve okuduÄŸuma piÅŸman oldum. Cidden, aslında biraz çekici ve sevimli bir kız, seninle aynı sorunları olan IRL (Ben çok içedönük biriyim ve açıkça Tomoko ile aynı sorunları yaşıyorum – animede).
Sevdiklerime, özellikle aileme ve sahip olduğum birkaç arkadaşıma, depresyonumun nedeni hakkında bir sürü saçmalık uydurdum.
Günlük hayatım berbat. bir alıyorum "Engelli Ödeneği." Evet, oldum ve teşhis kondu "zihinsel engelli" Watamote ve Tomoko yüzünden. Bana ayrıca bir tür otizm (Asperger hastalığı) teşhisi konuldu.
Ve evet kimse bana inanmayacak, bundan eminim. Açıkçası bu konuyu bir alternatif hesapta paylaşıyorum, ancak bazı insanların beni tipografimden tanıyabileceğinden eminim.
Bonus: İki kez psikiyatri koÄŸuÅŸuna kaldırıldım ve birçok intihar giriÅŸiminde bulundum… çünkü Tomoko diye bir ÅŸey yok.
🙂
(Kötü İngilizcem için özür dilerim)
Etiketler:
