Güncel Floodlar En sonuncu Floodlar

HeftySuggestion9039
  • 0

Ben hasta bir adamım… Kötü bir adamım. Suratsız bir adamım.

  • 0

15 senedir ıssız bir ormanda yaşıyorum. Geçen aylarda ormana keşfe gelen bir çifti tırnaklarımla kazıyarak inşaa ettiğim yeraltı mağarama kaçırdım. Onlar ne olduğunun şaşkınlığı ve korkusu ile titrerken ben onların üzerindeki ne varsa aldım. Soğuktan hastalanmasınlar diye de avladığım ayının yağlarını vücutlarına güzelce sürdüm. Erkek olana az sürdüm ama. Uzun zamandır insanlarla iletişim kurmadığımdan dolayı konuşma becerimi önemli ölçüde kaybetmiştim. Hayvani iç güdülerim dişi bir insan görünce arşa çıkmıştı. Tıpkı bir maymun gibi çığlık atıyor, ortalıkta dört ayak üzerinde koşturuyordum. Yeniden kuracağım soyum için erkek olan yaratık benim için engeldi. Onu önce aç, susuz ve amsız bırakarak güçten düşürdüm sonra da kullanabileceğim kadar kullandım. Onu ağır işlerde çalıştırdım. Dişi olan ile saatlerce durmadan seks yapıyor, bütün tohumlarımı ona aktarıyordum. Bir gün erkek olan bu duruma öfkelenmiş olacak ki kendisine avladığım hayvanların kemiklerinin içini oyması için verdiğim oyma bıçağı ile bana saldırdı. Timsah derisinden yaptığım kıyafeti delemedi neyse ki. O anda birden konuşma yetimi geri kazandım ve "SEN KİMSİN DE FURRYLERLE BOY ölçüşebileceğini sanıyorsun gaddar herif?" dedim. Benim konuştuğuma şaşıran dişi insan birden "Necmettinoğulları süt banyosu ve lahmacun salonu" diye bağırdı. Pezevengin elindeki oyma bıçağını aldım, zaten güçten düşmüş adamı tek yumrukta yere indirdim, onu bağladım, ve soydum. Dişiye çoktan özgürlüğü vermiştim çünkü benim döleğim olmuştu. Hamile kalmış bile olabilirdi hatta. Göbeği her geçen gün şişiyordu. Adamın cinsel anüs deliğini bir güzel sıçan idrarı ile kayganlaştırdım. Oyma bıçağı ile ilk önce aylardır kabız olan göt deliğini açtım. Açılan borudan mavimsi sular akmaya başladı. O sırada eski yaşamıma dair anılarım bilincime akın etti. Beynim bu fılaşbenki kaldıramamış ve yere yığılmıştı. Yattığım yerde tekrar uyandım. Dişi olan benim üzerimde zıplıyordu. Ah şu kadın! Nasıl da yarrağıma hasta olmuştu! Ona attığım tek tokat ile bilincini kapadıktan sonra bıraktığım işe devam ettim. Adam çok ses çıkarmasın diye düşük yapan dişinin gelişmemiş bebeği ile onun ağzını tıkadım. Daha önceden avladığım yaban keçilerinin boynuzunu da aldım. Adama bir güzel hizmet ettim. Bağırsakları kanamaya başlamıştı. Daha önceden oydurttuğum kemiklerin içine bir kadeh misali onun kanını doldurdum ve adama içirdim. Kanamayı durdurmak için anüsünü toprak ve kil ile doldurdum. O sırada uyanan dişi ise gözlerini fal taşı gibi açmış, ağlamaklı ve korkmuş bir şekilde çığlık atıyordu. Sanki aklını yitirmiş gibiydi. Ellerini yüzüne dayamış dizlerinin üzerinde oturarak derinden gelen çığlıklar atıyordu. Onun bu sesine gelen hayvanların tahrik olmaması için önce ağzını kapadım. Baktım olmuyor penisimi onun ağzına soktum. Çok dehşet bir şekilde yalamaya başladı. Ağzına yük dolusu tohumlarımı akıttıktan sonra taşşaklarımda geriye kalan yükümün israf olmaması için onu sikmeye başladım. Döllerim ile dolan rahmi şişmeye başlamıştı. Ben onu sikerken Ahmet Kaya'nın Yorgun Demokrat şarkısını mırıldanıyordu. Hoşuma gitmişti. Meme ucunu parmağımla çevirerek radyodan kanal değiştiri gibi şarkı değiştiyordum. Bağladığım adam ise oligarşik kolektivizmin teori ve pratiklerini anlatıyordu. İnsanın yüreğinde fırtınalar kopartan bu orkestraya hayvanlarda eşlik ediyordu. Kuşlar öterek eşlik ediyor, böcekler keman çalıyor, çiyanlar kulaklarıma girerek DJ'lik yapıyordu. Saatler sonrasında kapıdan içeriye cüsseli bir yaratık girmişti. Onun heybetini malafatının gölgesinden anlayabiliyorum. Önce ayaklarına bakmıştım. Bir köpeğe benziyordu, bedenin geri kalanı bir geyiği andırıyordu, ama ne göreyim! Bu geyiğin insan şeklinde yüzü vardı! Ben bu tanrısal varlığın beni cehheneminde memur olarak muhafızlık yapacağımı düşünürken o bizim orkestramıza katıldı! `Sana söz yine baharlar gelecek~ diyordu. Ne demek istediğini anlamamıştım. Zaten bahar söz verse de vermese de gelecekti? Bu bilge geyik ne anlatmak istiyordu acaba? Her neyse. Aradan 1 sene geçti. Adam çok geçmeden öldü. Onun derisini dişiye hediye ettim. Dişi de aylar sonra öldü. Bebek, sürekli döllerimle doldurduğum rahimde boğularak ölmüş ve orada çürümüştü. Çürük bedende parazitlenmişti. Dişi insanı sikerken penisimin ucunu kıpır kıpır eden bir şey olduğunu biliyordum. Belki de daha öncesinden ölmüştür. Benim için dölek olmaya devam ediyor. Onu yer altı sularının olduğu bir mağarada mumyaladım. İşimi orada görüyorum. Bu çifti aramaya koyulan devlet benim ormanıma da gelmişti. Helikopter sesini duyabiliyordum. Kendimi, yaptığım ok ve mızrağım ile savunmaya hazırdım. Sonra uyandım. Meğerse hepsi rüyaymış. Ulan amk dedim. Ne güzel final bölümü başlıyordu aksiyon artacaktı dedim. Nur yüzlü japon balığımda bana dedi ki, bre şizofren orospu çocuğu sen ne anlatıyorsun bir saattir, dedi. Bende şifonyen arası çocuk mu, ne anlatıyorsun ilahi Hacı CavCav? dedim ve kahkaha atmaya başladım. Sonra çürümekte olan anime kızlı yastığımı aldım ve sikmeye başladım.

Son…

Yazar: Ahmet Davutoğlu

Çizer: Japon mangaka Sakura

Müzikler: Lapsekilli Tayfur

HeftiSugeştın31:Yönetmen

...Polat Ailesinin Katkılarıyla...

Cevap eklemek için giriş yapmalısınız.