Alternatif 2023 türkiye senaryosu
Cumhurbaşkanı Erdoğan, YouTube’da Kemal Özkiraz’ın anket videosunu izledikten ve yorumlarda kendisine edilen lafları gördükten sonra akşam vakti kafasını iki elinin arasına alıp düşündü:
“Ülke çok kötü bir duruma gidiyor… Ekonomiyi berbat ettik, doları kontrol edemiyoruz, Biden’nın da bize karşı ne yapacağı belli değil; global sahada hiç dostumuz kalmadı. Partimi de kontrol edemiyorum artık; bir yandan Soylu grubu, bir yandan Albayrak grubu, bir yandan da partiden kopup Deva ve Gelecek’e geçmeyi düşünenler…
Bir de şu Bahçeli belası…
Önceki seçimleri kazanmak için sert propagandayla halkı kutuplaştırdım. Ancak şu anda halkın diğer yarısı benden nefret ediyor. Özellikle Z kuşağı beni hiç sevmiyor. Anketlere bakılırsa da gelecek seçimi kaybedeceğim. İktidarı kaybedersem başıma neler gelir, bilemiyorum. Sonraki nesiller de benim dönemimi kötü olarak hatırlayacak ve sabah akşam sövecekler bana…”
Kafası karışmış olan Erdoğan kendi kendine şöyle bir karar aldı:
“Bak Erdoğan, bu gidişle zaten seçimi kaybedeceksin, herkes senden nefret edecek. Gelecek nesiller tarafından şeytan gibi anılmak istemiyorsan artık radikal bir karar alman lazım.”
Ertesi gün Erdoğan, kendi youtube kanalına telefon kamerasıyla çekilmiş, doğaçlama konuştuğu, son derece samimi, kısa bir videoa attı:
“Sevgili vatandaşlarım, ülkenin durumunu ben de sizin kadar iyi biliyorum. Her şeyin farkındayım. Cuma günü bütün bu sorunlarımızın çözümü için sizlere çok içten bir açıklama yapacağım. Allah’a emanet olun.”
Gerek iktidar yanlısı, gerek muhalif; herkes bu video karşısında çok şaşırmıştı ve anlam verememişti. Erdoğan, herkesten habersiz bir şekilde böyle bir video çekmişti ve en yakın danışmanları bile Cuma günü ne açıklayacağını bilmiyordu.
Sonra Cuma günü geldi çattı. Kahvaltı yaparken Emine hanım da merak edip sordu:
“Tayyip, bu video ne? Sen genelde bir konuşma yapacağın zaman danışmanlarınla oturur konuşurdun. Hem ne açıklayacağın bugün”
“Emine, bak gördüğün gibi koca sarayda yaşıyoruz. Koca bir servetimiz var. Biz burada rahat rahat yaşarken halk ne durumda biliyor musun? Ekonomi ne halde biliyor musun? Ben binbir sorunla uğraşıyorum. İç işleri ayrı dert, dış işleri ayrı dert. Şu ana kadar seçim kazanmak için her şeyi yaptım. Ama biz sarayda yaşarken sokaktaki genç bize ana avrat sövüyor. Amerika’ya kaçacağım, Avrupa’ya kaçacağım diyor gençler. Benim gönlüm de buna razı olmuyor artık. Ayrıca gelecekte nefretle hatırlanmak istemiyorum. Hem anketlerin durumu ortada, seçimi kazanmamız olanaksız. Kaybettiğimde bize neler yapacakları muamma. Bu durumu düzeltmek için çok düşündüm. Radikal bir açıklama yapacağım.”
Erdoğan kameraların karşısına geçti, önünde herhangi bir prompter veya kağıt yoktu. Tüm Türkiye Erdoğan’a kitlenmişti.
“Sevgili vatandaşlarım, hepinizi gerçekten en içten duygularımla selamlıyorum.
Diyeceğim tek şey var: Özür dilerim.
Ülkeyi getirdiğim durumdan dolayı; ekonomiyi mahvettiğim için, demokrasiye balta vurduğum için, medyayı domine ettiğim için, halkı kutuplaştırdığım için, eğitimi batırdığım için, bireysel hak ve özgürlükleri gözetmediğim için, sizden aldığım ağır vergiler için özür dilerim.
Çok yanlışlar yaptım. Ülkenin çıkarını umursamadım, vatandaşı ihmal ettim. Seçim kazanmak için, egomu tatmin etmek için, tek adam olmak için halkımın çıkarını bir kenara ittim. Duygularımın esiri oldum.
Geçen hafta kendi kendime sordum: ‘Bu gidiş nereye Tayyip? İnsanlar senden nefret ediyor, üç beş oy alacağım diye demokrasiyi mahvettin. Şimdi sandıkta sana yüz vermiyor. İktidarda kaldın ama itibarda kalamadın’
Anladım ki, bu iktidar hırsı gelip geçici bir hevesmiş. Herkes benden nefret ettikten sonra ölene kadar iktidarda kalsam ne olur?
Yaptığım hataları telafi etmek çok zor biliyorum. Ancak deneyeceğim. Bunu ispat etmek için şu anda karar verdiğim bazı icraatler şunlardır:
-Cumhurbaşkanlığı sarayını özelleştiriyorum.
-Trt’yi satıyorum.
-Vergilerin yüzde 70’ini kaldırıyorum
-Cumhurbaşkanlığına ait tüm makam araçlarını satıp parasını hazineye koyuyorum.
-Şahsi servetimin %95’ini vakıflara bağışlıyorum.
-Mhp ile ittifaktan ayrılıyorum.
Şimdilik aldığım kararlar bunlar. Önümüzdeki günlerde devamı gelecek. Hepinize iyi günler diliyorum.”
Erdoğan’ın bu basın açıklaması adeta kıyamet etkisi yarattı. Türk medyası deprem yaşadı. Herkes sabah akşam Erdoğan’ın basın açıklamasını ve bunun sebebini tartışıyordu. Kimisi Erdoğan’ın ölüm tehtidi aldığını söylüyor, kimisi aklını kaçırdığını söylüyor, kimisi de Erdoğan’ın bunları geçiciği süreliğine yaptığını düşünüp şüphecilik ediyordu. Bazı kesimler de Erdoğan’ın dinden çıktığından kuşkulanıyordu…
Batı dünyası ise bu açıklamayı çok olumlu karşıladı. O gün dolar 5 liraya kadar geriledi, başkan Biden, “Erdoğan’ın açıklamasının samimi olduğunu düşünüyoruz, bundan sonra beraber çalışabiliriz.”
Mhp ise büyük bir bölünme yaşadı. Bahçeli’nin yanında kimse kalmadı. Mhp’li isimlerin çoğu İyi Parti’ye geçti.
Bahçeli ve Perinçek, Erdoğan’ın bu tavrını haince buluyor ve onu teröristleri sevindirmekle suçluyordu.
Bu radikal karardan sonraki ilk 2 ay içinde Erdoğan, tüm danışmanlarını kovmuş ve Ankara’da mütevazi daireye yerleşmişti. Diğer yandan ülke ekonomisi yavaş yavaş canlanmaya başlamış, Cengiz holding gibi şirketler yargılanıp cezalandırılmış, ülkeye gelen turist sayısı artmaya başlamış, hukuk ve adalet düzelmiş, gazeteciler hapisten çıkmış ve cumhurbaşkanlığına hakaret suçu kalkmıştı.
Anketlerde Ak Partinin oyu %50’lere çıkmıştı. Ancak Erdoğan böyle bir ortamda çıkıp şöyle bir açıklama yaptı:
“Ülke ekonomisinin düzeldiğini, demokrasinin, bireysel özgürlüklerin yeniden tesis edildiğini ve halkımızın tekrardan huzur içinde yaşadığını görmek beni bahtiyar etti.
Bu ortamın tekrar bozulmaması için Ak Parti genel başkanlığından istifa ettiğimi ve 2023 seçimlerinde cumhurbaşkanlığına aday olmayacağımı ifade ediyorum.”
Erdoğan en sonunda Ak Parti genel başkanlığından istifa etti. İstifadan sonra Ak Parti üyelerinin çoğu siyaseti bıraktı. Bir kısmı da Deva ve Gelecek partilerine geçti.
Ayrıca Erdoğan kabineyi de baştan sona yeniledi. Pek çok özel isme bakanlıklar verdi. İlber Ortaylı’dan Özgür Demirtaş’a, Celal Şengör’den Mustafa İslamoğlu’na farklı farklı bir çok isim kendine yeni kabine de yer buldu.
2023 seçimlerine gelmeden Türkiye, Avrupa birliğine üye oldu. Ayrıca bütün İslam dünyası artık kendine Türkiye’yi model almaya başladı, ve hızlıca sekülerleşip liberalleştiler.
Bu durumda Türkiye, Avrupa birliği gibi seküler bir Ortadoğu birliği kurdu. İran, Afganistan, Pakistan ve pek çok İslam ülkesi, bu birliğe girmek için Türkiye’nin koyduğu şartları kabul ettiler ve modernleştiler. Peçeyi ve sünneti yasakladılar, batılı tarzda hukuğu ve demokrasiyi benimsediler vs.
Türkiye; Osmanlı zamanına benzer bir şekilde seküler İslam dünyasının fiili lideri olmuştu.
Tayyip Erdoğan, bu kadar kısa sürede ülkeyi ve İslam dünyasını toparladı. O kadar itibar kazanmıştı ki, kendisini halife ilan etse kimse itiraz etmezdi. Ama o bunu yapmadı, 2023 seçimleri gelip çattığı zaman seçimlere katılmadı.
2023 seçimleri şöyleydi:
-Ekrem İmamoğlu (Millet ittifakının adayı ve Hdp’nin adayı)
-Abdullah Gül (Deva Partisinin adayı)
-Ahmet Davutoğlu (Gelecek Partisinin adayı)
-Süleyman Soylu (Bağımsız aday)
-Doğu Perinçek (Vatan Partisi adayı)
Seçim sonuçları açıklanınca İmamoğlu %58 gibi bir oranla cumhurbaşkanlığını kazandı.
Erdoğan’dan sonra Vatan partisi hariç tüm partiler bir araya geliş yeni bir Amerika ve İngiliz yönetimine benzer bir anayasa oluşturdular. Bu anayasa da referandumda %90 oy alarak yürürlüğe koyuldu. Böylece Türkiye demokrasi ölçeğinde dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girmiş oldu.
İlerleyen yıllarda Türkiye, hem demokrasi sıralamasında, hem ekonomi sıralamasında, hem en mutlu ülkeler sıralamasında dünyanın en müreffeh ilk üç ülkesinden biri oldu. Türkiye’nin başını çektiği Ortadoğu birliği ise artık Avrupa ve Amerika tarafından örnek alınacak birlik diye gösteriliyordu. Medeniyetin beşiği, 8-9. Yüzyıllardaki gibi tekrar Ortadoğu olmuştu.
Etiketler:
3 Yorum
Yorum Yaz
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.

Erdoğana oy basalım diye adam alternatif dünya kurmuş amk
[removed]
HDP denilen terör yuvası dağılmamış sevmedim