Bugün Tuğba ile ayrıldık

Bugün Tuğba ile ayrıldık. Gözüm hep yaşlıydı ama ağlamam sanıyodum. Fıstıkağacında buluştuk , kuzguncuğa yürüdük. Mesafeli ama soğuk değildi. Normalin tam tanımıydı. Sarılmak istediğimde istememesinden kafasındaki konuşmanın hoş olmayacağını hissetmiştim ama içimde bir umut vardı. Kuzguncuğun sokaklarından sahiline kadar yürüdük. Daha önce flörtken geldiğimiz kafeye geldik.
Buz kesti ortalığı sanki konuşmaya başlayacağız ama nası bilmiyoruz. Ben sessizliği böldüm. Napıcaz dedim. Bir şey dememi bekliyormuş ki direkt Alpagu ayrılmak istiyorum dedi.
Sadece baktım , etrada , ona , masaya. İlk kahvemden büyük bir yudum aldım. Sonra neden dedim. İstemiyorum , hevesim sevgim kalmadı dedi. Çaba göstermek istemiyorum dedi. Gözlerim baya bi doldu. Ama ağlamak istemedim. Üstesinden geliriz dedim hevesini geri getirmek istiyorum dedim. Bir sürü şey dedim ya. Ama cevabı aşırı netti. İstemiyorum. Kafamda bitirdim zaten dedi. Ama hevesini geri getirebilirim belki , bu şansı vermez misin desemde nafile.
Gerçekten kafasında bitirdiğini anladım. Kaynar sular döküldü gerçekten ama belli etmemeye çalıştım. Baya bir bu dediklerimde ısrar etsem de fikri , söyledikleri hiç değişmedi. Kalkalım mı dedi. Kalkalım dedim. Gelirken kokoreççiye bakmıştı , aç olduğunu anlamıştım kokoreç yiyelim teklifi yapıcaktım fakat bu kadar net şekilde bitirmek istediğini sevmediğini söyleyince aklımda sadece heves ve sevgi kelimeleri kaldı. Okadar zor tutuyodum ki kendimi hıçkıra hıçkıra ağlayasım vardı. Ve Yemek yiyelim mi dedi. Tabi olur dedim kokoreç lafı geçti düşündüğüm gibi. Üsküdardaki kokoreççiye gidelim dedi. O kokoreççi bizim konuşmamıza vesile olmuştu ama biz hiç Tuğba ile kokoreç yememiştik.
Sümeyye ile ben yazayım diye atılmış bir story vardı. Neyse bunun detayı önemsiz. Biz o kokoreççide son yemeğimizi yedik belkide. Otobüse bindik arada gözlerim doluyo dışarı bakıyodum. Artık belli ediyordum. Ağlicaktım belliydi ama ne zaman. İndik otobüsten ben hala bişiler soruyorum. Cevap çok net. Kahroluyorum. Oturduk kokorecimizi yerken ilk defs geliyoruz kokoreç yemeye dimi dedim , masustan. Evet dedi. Gözlerim zaten doluydu ve bir anda akmaya başladı. Trajikomik geldi. Konuşmamıza vesile olan yerde son yemeğimizi yedik belki de. Ben sessiz sessiz ağlamaya bailayınca o da ağlamaya başladı. Peçeteyle gözümün yaşını silmeye çalışırken fark ettim. Ben sadece duvarlara , yukarılara ve tabağıma bakıyordum. O ağlayınca daha da aktı göz yaşlarım. Bir şekil bitti kokoreçler. Ama ben de bittim. Hesabı ödeyip kalktık. Biraz yürümek istediğimi söyledim , kırmadı. Güneş çok vurunca dönelim dese de lütfen oturalım dedim. Beni yormak istemediğini söyledi ama bu gün yorulmayacaksam hangi gün yorulucam ki. Canımdan çok sevdiğimi , en yakınımi , en yakın arkadaşımo , sevgilimi bir haftada kaybetmeyi kabullenemedim. Tamam senin istediğin olsun dedi. Alaçatı Muhallebecisine oturdum. Sakin bir kısmı var oranın bildiğimiz , oraya geçtik. Orda yanıma oturmak istedim ve oturdum. Ama aramızda mesafe vardı. Ben lavaboya gittim elimi yüzümü yıkadım. Geldim , konuyu açtım.
Suçlu sen değilsin gibi bir şey dedi. O an başladım ağlamaya. Hıçkıra hıçkıra ağladım. Ben ağlayınca o da ağladı. İlk sadece kolumu ovuşturuyodu. Sonra sarıldık. Sarılıp ağladım birazcık.
Sonra ağlamamız dindi. Sohbet ettik havadan sudan , biraz başka olaylardan. Benim tabletimi aldı , onu çizdiğim resimlere baktı. Galeriye baktık. Onun telefonuna , benim telefonuma baktık. Sanki sevgili gibiydik ve gerçekten o an huzurluydum. Hatta bir şey anlatırken aşkım dedim yanlışlıkla. Şaka falan yaptım ayrılmamız üzerine. Kabullenmedim ama sakinleştim. Sonra bir daha ağladım bir daha dindi. Kalkma vakti geldi ama son kez görme ihtimalim var dedim. Biraz daha duralım lütfen dedim. Kırmadı beni. Oturduk. Kalkarken lavaboya uğradık tekrar.Çay 85tl diye boykot bura ya lafı geçti. Ben de bir daha gelmeyiz dedim. Güldü. Bir daha gelmicektik zaten. İçim bi cız etti. Sonra metroya bırakma vakti geldi. Sarıldım. Öpüp kokladım içime kocaman çektim kokusunu. Dikkat et dedik birbirimize. Üzülme dedi. Nasıl üzülmeyeyim ya. Burda ağlamim dedim bari ve ağlamadım. En son yanımdan ayrılırken ellerim onu bırakmak istemedi. Sol elim onun sol eline temas ederek mesafemiz arttı. Ellerimiz kopucak kadar uzaklaşınca bıraktım. Ama onun eli hala havadaydı. İçim yine cız etti. Ağlama dedim kendime. Sonra geçiş yerinden geçti. Onu izledim. Sonrasımra yürüyen merdivenlere gidicek diye koşarak onu görebiliceğim balkonumsu yere gitttim. Orda görüşürüz dedi. Kafasını çevirdiği anda ağlamaya başladım. Okadar ağladım ki. Bu sefer dindiricek kimsem de yoktu. Maltepeye gelene kadar ağladım. Hiç bu kadar üzülmemiştim hiç bu kadar çaresiz kalmamıştım. Ona da ağlarken dedim , beklicem seni lan yazana kadar beklicem. Olurda beklememişsem tepeme bin nasıl bekledin de kız. Lafının arkasında durmadın de dedim. Beklemek istiyorum. Başkasıyla aynı hayalleri kurmak istemiyorum.
Bu benim ilk ilişkim değil , belki son da değil. Ama hiç böyle hissetmedim ya. Hiç. Ve eminim mi Tuğba dışında kimseye bu kadar sevgi dolu hissedemem. Onun tatlılığı , çekiciliği , hoş gönlü , iyi kalbi , azmi , çabası şu zamana kadar tanıdığım hiç bir kızda yok. Hatta bir insan da yoktu. Çok güzel bir insan kaybettim. Arkadaşımı , sevgilimi , çocuğumun annesini kaybettim gibi hissediyorum.

Etiketler:

Yorum Yaz

19376 Toplam Flood
25443 Toplam Yorum
18219 Toplam Üye
62 Son 24 Saatte Flood

Kod e‑postana gönderildi. (24 saat geçerli)