Büyük Kopya Yakalatma Anısı

Öncelikle bu benim başımdan geçen bir olay değil, lakin çok yakından şahit olduğum bir olay.

Benim okulda sınavlar kelebek sistemiyle yapılır ve müdür yardımcıları veya bizzat müdür sınıfları gezer.

Edebiyat sınavına girecektik. Sınava gireceğim sınıfa erkenden gittim ve sıraya oturdum. Ders zili çaldıktan sonra içeriye gözetmen geldi. Gözetmen, okuldaki en rahat öğretmen olan tarihçiydi. Okulda çalıştığı 20 yıllık süreçte 1 kere bile kopya yakalayamamıştı, belki de yakalamak istememişti. Kağıtları dağıtması için her sınıf düzeyinden bir öğrenci seçti. Hocayla aram çok iyi olduğu için tabii ki beni de kağıtları dağıtmam için kaldırdı. Ben kağıtları dağıtırken hemen önümde oturan 9. sınıf bir kızın sıra altından telefonla oynadığını gördüm. İçimden "Bu ne rahatlık amk." diye geçirip kağıtları dağıttım ve sırama oturdum. Yanımda da bir 9. sınıf öğrencisi vardı.

Hoca sınavın başladığını söyledi. Ben önümdeki 9. sınıf kıza sessizçe müdürlerin sınıfları dolaştığını söyledim ve karşılığında "Aman sana ne be." diye bir cevap aldım. "Ne hali varsa görsün." diye düşünüp kendi sınavıma odaklandım. Kendi sınavımı 15 dakika gibi kısa bir sürede bitirdikten sonra yanımdaki 9. sınıf elemanın sorularını da çözmeye başladım ve aman Yarabbi, bunlar ne kadar kolay sorulardı. Bu sırada önümdeki kız telefonuyla ilgileniyordu ama tarihçinin hiç umrunda bile değildi. Aradan biraz zaman geçtikten sonra kapı açıldı, müdür içeri girmeden sınfı güzelce süzdü. Gözü tabii ki bizim kıza takıldı. Kıza bakarak yavaşça içeri girdi. Kız olan bitenin hala farkında değil gibiydi. Müdür elini kızın omzuna koydu ve çok babacan bir sesle "Kızım sınav zor mu geldi?" diye sordu. Telefon kızın dizinin üstünde kabak gibi duruyordu. Pişkin bir ses tonuyla "Yoo hocam, bence gayet kolay." dedi. Müdür "O zaman o telefon ne?" diye sorunca kız sessiz kaldı ve telefonu müdüre uzattı. Normal bir insanın utançtan yerin dibine gireceği bir durumdu bu. Fakat kızda zerre kadar bir utanma yok gibiydi. Hatta hala kağıda bir şeyler yazıyordu. Müdür telefonu kızın yüzüne tutarak Face ID ile kilidi açtı. Sanıyorum ki müdürün karşısına direkt Chat GPT sayfası çıktı. Sayfayı güzelce okuduktan sonra "Kızım her şeyi anladım da Sezer kim?" diye sorunca kız titreyerek ağlamaya başladı. Sezer ismi bana bir yerden tanıdık geliyordu. Hemen yanımdaki elemanın kağıdına baktım ve isim kısmında Sezer yazıyordu. Sezer yavaşça elini kaldırıp "Hocam Sezer benim." deyince kız hıçkırmaya başladı. Müdür Sezer'in sınavının bitmesini bekleyip bunları odasına götürdü.

Sonradan öğrendiğime göre bu kız Sezer'den hoşlanıyormuş. Chat GPT'den de bunun için ilişki tavsiyesi alıyormuş. Fakat bu kız biraz salak olacak ki hoşlandığı kişinin ismini de ChatGPT'ye vermiş. Sınav kağıdının arkalı önlü fotoğrafını çekip bütün soruları ChatGPT'ye yaptırdıktan sonra ilişki tavsiyesi almaya devam etmiş. Sanırım sınavdan sonra açılmayı düşünüyormuş.

Hikayenin sonunda ise kız öğretmen kararı ile sınıf tekrarı aldı ve telefonuna bir ay boyunca el konuldu. Ayrıca okula telefon getirmesi yasaklandı. Sezer ile de tüm dönem dalga geçildi. Zaten yaz tatilinde de başka bir şehre taşınmışlar. Tarihçinin ise gözetmen olması yasaklandı, sonra da yaz tatilinde emekli oldu.

Buradan anlıyoruz ki büyüklerin sözünü dinlemek bazen önemli olabilir.

Etiketler:

Yorum Yaz

12924 Toplam Flood
19581 Toplam Yorum
11742 Toplam Üye
57 Son 24 Saatte Flood

Kod e‑postana gönderildi. (24 saat geçerli)