Hayattaki anlam arayışımızın kökeni
Çoğunluk varlığın ve yaşamın bir amacı olduğunu, genelde tanrısal bir gücü katarak insanın açıklayamayacağı amaçların olduğunu söyleyip insan yaşamını aşağılayıp küçük görüyorlar ve büyük sahnede insan bilincinin hiçbir şey olduğunu düşünüyorlar, bu görüşün sebebi küçüklüğümüzden beri bize yüklenen hedef koyma duygusu, okulu bitir, üniversiteyi bitir askere git çalış evlen çocuk yap emekli ol öl şeklinde hayatımızın her anında bize bir hedef koyuluyor ama hayatımızın ana bir amacı olmuyor, insanlar hayatları boyunca hedef baskısıyla karşılaşıyor ama ana bir hedefleri olmuyor, "hayatındaki ana amaç şu" "bu yüzden hayattasın" gibi bir cevap alamıyor, insan psikolojisini zedeleyen hayatın amacını arama duygusu burdan geliyor, bu yüzden insanlar varoluşsal sancılar çekiyor, genelde dinler ve kültür ahlaklı ve erdemli bir yaşamı yüceltiyor ve bunun sonunda ödüllendiriliceğini veya cezalandırılıcağını söylüyor bu da insanların ana amaç arayışına çok başarılı bir cevap veriyor, halbuki hayatının bir amacı olmak zorunda değil, varlık bir sebebten ötürü var olmak zorunda değil, veya tanrı bir sebeple seni yaratmak zorunda değil, sadece olmuştur ve bu kadar, bu görüşün saçma gelmesinin sebebi de bilincine yerleşen amaç duygusu, bir amacın olmadığını fark etmek için bir amacın olmak zorunda olmadığını fark etmek gerekitor, bu varoluşsal sancıları çözücek ana ilaçtır ve bu dini inanıştan bağımsız bir hipotezdir, birsürü farklı inanışa insanın hayat amacının aslında olmaması sadece olduğu için olması ve bunun hakkında bir endişeye düşmesi gerekmemesi uyumludur
Etiketler:
