(Semerkand TV) Karagöz Ve Hacivat – Boyun Ağrısı

HACİVAT: Of hay hak! Perde kurduk ışık yaktık, gösteririz gölge hayal. Bu perde gerçeğin aynasıdır, sanılmaya martaval. Yar bana bir eğlence medet! Aman bana bir eğlence! Geldik yine bu perdeye, neşe katalım her yere, Karagözüm gel aşağı, sohbet edelim bir kere! Yar bana bir eğlence medet! Karagözüm, iki gözüm, nur-u aynım! Gel aşağı!

KARAGÖZ: (Pencereden seslenir) Bağırma be Hacı Cavcav! Ne var yine, sabahın bu saatinde davul gibi ötersin?

HACİVAT: Karagözüm, aşağı gel de sana mühim bir havadis vereyim. Bak bizim Gökhan Abi ne hâllere düşmüş!

KARAGÖZ: (Aşağı atlar) Geldim işte, kafanı gözünü yardım! Ne olmuş Gökhan Abi'ye? Dükkânı mı su basmış?

HACİVAT: Yok efendim, ne su basması! Şu bizim Michelin maskotu olan Gökhan Abi var ya, hani bembeyaz, kat kat, dev gibi bir zat…

KARAGÖZ: Evet, biliyorum. Hani kışın kat kat yün içlik giymiş de soyunmayı unutmuş gibi duran arkadaş. Ne olmuş ona?

HACİVAT: Sorma Karagözüm, adamcağızın boynu çok fena ağrıyormuş. Şöyle bir sağa dönemiyor, bir sola bakamıyor. Boyun ağrısından yerinde duramıyor.

KARAGÖZ: Ne? Gökhan Abi'nin koyun sürüsü mü dağılmış? Kurtlar mı kapmış? Vah vah!

HACİVAT: İlahi Karagözüm! Koyun sürüsü değil, boyun ağrısı! Adamın ensesi tutulmuş diyorum. Boynu bükük kalmış.

KARAGÖZ: Oyun yarım mı kalmış? Kim bölmüş oyunu? Hemen gidip hakeme şikâyet edelim!

HACİVAT: Yahu Karagözüm, ne oyunu, ne hakemi? Boyun diyorum, hani kafa ile gövde arasındaki o mühim bağlantı! Gökhan Abi o kadar kat kat lastiğin içinde cereyanda mı kaldı nedir, kilitlenmiş kalmış.

KARAGÖZ: Cerrah mı gelmiş? Ameliyat mı edecekmiş? Eyvah, Gökhan Abi'nin içinden havasını mı boşaltacaklar?

HACİVAT: Canım ne cerrahı, ne havası? Cereyan diyorum, hava akımı! Kapı pencere açıkken arada kalmış herhâlde. Bir de o kadar tekerlek üst üste binince, boyun fıtığı mı oldu acaba diye korkuyorum.

KARAGÖZ: Fıstık tabağı mı oldu? E getirseydin ya, birazını ben yerdim, birazını çocuklara verirdim.

HACİVAT: Of Karagözüm of! Fıstık değil fıtık! Yani kemiklerin arasındaki o yumuşak doku sıkışmış. Adamcağız kaskatı kesilmiş. Yazık değil mi o koca gövdeye?

KARAGÖZ: Koca gövdeyi ne yapayım? Ben Gökhan Abi'yi seviyorum. Gidip bir sırtına binsem düzelmez mi?

HACİVAT: Sakın ha Karagözüm! Adam zaten ağrıdan sızlıyor, sen üstüne binersen iyice yerle yeksan olur. Ona şimdi sıcak bir havlu lazım, bir de istirahat.

KARAGÖZ: Tuzlu baklava mı lazım? Hemen pastaneye koşayım!

HACİVAT: Yahu Karagözüm, her şeyi yemeğe bağladın yine! Sıcak havlu diyorum, havlu! Ensesine koyacaklar ki damarları gevşesin. Hem o Gökhan Abi bizim mahallenin neşesi, o öyle boynu bükük durunca benim de içim sızlıyor.

KARAGÖZ: Senin dişin mi sızlıyor? Hemen kerpeteni getireyim de çekeyim!

HACİVAT: Karagözüm, Allah iyiliğini versin! Ben gidiyorum Gökhan Abi'ye bir "geçmiş olsun" diyeyim, bir de belki bir melhem süreriz. Haydi sen de gel.

KARAGÖZ: Sen git Hacı Cavcav, ben gidip Gökhan Abi'ye lastik tamir kiti alayım, belki yamalarsak ağrısı geçer.

HACİVAT: İlahi Karagözüm, adam tekerlek değil, maskot maskot! Hadi ben gidiyorum! (Gider)

KARAGÖZ: Sen gidersin de ben durur muyum? Ben de gideyim de şu bizim kat kat Gökhan Abi’ye bir masaj yapayım, belki ağrısını alırım. Yıktın perdeyi eyledin viran, varayım sahibine haber vereyim heman!

Etiketler:

Yorum Yaz

14945 Toplam Flood
23069 Toplam Yorum
13812 Toplam Üye
54 Son 24 Saatte Flood

Kod e‑postana gönderildi. (24 saat geçerli)