Güncel Floodlar En sonuncu Floodlar

Kurucu Yönetici
  • 22
Fil Necati

bir gün izmir’de belediye otobüsünde gidiyoruz arkadaşlarla

  • 22

bir gün izmir’de belediye otobüsünde gidiyoruz arkadaşlarla. bizim arkadaş
boş yer buldu ve oturdu. sonraki durakta da eli bastonlu yaşlı bir amca
geldi. arkadaş da kıllığına adama yer vermedi. adam o arkadaşın oturduğu
koltuğun yanına geldi ve ayakta arkadaşın yer vermesini bekliyor. fakat
arkadaş yerini vermedi. neyse adamcağızın da yazık bastonu otobüs hareket
ettikçe bir o tarafa bir bu tarafa kayıyor. arkadaş dayanamadı ve yaşlı
amcaya ‘amca bastonun ucuna lastik takarsan kaymaz’ dedi. adam söyle baktı
sonra ‘o lastiği zamanında baban taksaydı simdi sen olmazdın, ben de orda
oturuyor olurdum’ deyince bütün otobüs koptu. arkadaş o gün bu gündür
belediye otobüsüne binmez…

Cevap eklemek için giriş yapmalısınız.

59 Yanıtlar

  1. -istanbul ankara arası bir yolculukta ya$anan bir olaydır adam otobusle giderken, bolu dagi'nda verilen molada korkunc siki$tığı için tuvalete ko$turmuş. bo$ kabin bulup kendini oraya atmı$. tam oturmu$ ki yan kabinden bir ses gelmi$. -merhaba -adam $askin bir şekilde cevap vermi$ "merhaba" -ses devDevamını oku

    -istanbul ankara arası bir yolculukta ya$anan bir olaydır

    adam otobusle giderken, bolu dagi’nda verilen molada korkunc siki$tığı için tuvalete ko$turmuş. bo$ kabin bulup kendini oraya atmı$. tam oturmu$ ki yan kabinden bir ses gelmi$.

    -merhaba
    -adam $askin bir şekilde cevap vermi$ “merhaba”
    -ses devam etmi$ : nasilsin?
    -ilk defa ba$ina boyle bir $ey geldiğinden, yine $a$kin $a$kin yanitlamı$ : sagol iyiyim. sen nasilsin?
    – ne yapiyorsun?
    -bir an tereddut gecirmi$ zira adam onun tuvalette oldugunu bildigi icin mutlaka ne yaptigini da biliyormu$ baska bir$ey anlatmak isteyip konuyu deği$tirerek, ben istanbul’dan ankara’ya gidiyorum. sen nereye gidiyorsun?

    adamin sonraki cumlesi bu muhabbeti sona erdirmi$:

    -hayatim, telefonu kapatiyorum. yandaki tuvalette bir gerizekali var. sana sordugum sorulara yanit verip duruyor. ben seni sonra ararim.

    Daha az gör
  2. arkadasimiz denizden cikmaktadir ve ayakkabisina kacan kumu temizlemek icin bir eliyle direge tutunurken diger eli ile hizli bir sekilde ayakkabisini sallamaktadir. bu durumu goren baska biri ise bu arkadasa elektrik carpmakta oldugunu sanip yakinda buldugu bir kalas ile adamcagizin kafasina vurmustDevamını oku

    arkadasimiz denizden cikmaktadir ve ayakkabisina kacan kumu temizlemek icin bir eliyle direge tutunurken diger eli ile hizli bir sekilde ayakkabisini sallamaktadir. bu durumu goren baska biri ise bu arkadasa elektrik carpmakta oldugunu sanip yakinda buldugu bir kalas ile adamcagizin kafasina vurmustur. bu olay sonucu ada beyin kanamasindan ölmüştür.

    Daha az gör
  3. motorla seyir halinde olan arkadasimiz, usutmemek amaciyla paltosunu sirti gogsune gelcek sekilde ters giymistir ve kaskinin siyah camini kapatmistir. motorla dengesini kaybeden sahis, dusup bayginlik gecirmis ve onu baygin halde gorup yardim etmeye calisan vatandaslar: "aman allahim bu adamin kafasDevamını oku

    motorla seyir halinde olan arkadasimiz, usutmemek amaciyla paltosunu sirti gogsune gelcek sekilde ters giymistir ve kaskinin siyah camini kapatmistir. motorla dengesini kaybeden sahis, dusup bayginlik gecirmis ve onu baygin halde gorup yardim etmeye calisan vatandaslar: “aman allahim bu adamin kafasi ters donmus” diyerek duzeltmeye calismak suretiyle adamcagizin boynunu kirmislardir. haliyle adam olmustur.

    Daha az gör
  4. üç gün önce servisin hareket etmesini beklerken hemen yanımda fena komedi bir olay oldu: servise yeni binen bi eleman koltuga oturdu uyuklamaya başladı şoför abi telefonuyla servislerden sorumlu adamı aramayı çalıstı ama aradığı biraz önce servise yeni binen ögrenci elemandı.aralarında sadece iki okDevamını oku

    üç gün önce servisin hareket etmesini beklerken hemen yanımda fena komedi bir olay oldu:
    servise yeni binen bi eleman koltuga oturdu uyuklamaya başladı şoför abi telefonuyla servislerden sorumlu adamı aramayı çalıstı ama aradığı biraz önce servise yeni binen ögrenci elemandı.aralarında sadece iki oklavalık bir mesafe olmasına ragmen gerzekler birbirleriyle konustuklarını anlamadı tabi ben o sırada gülmekten yarılıyordum:
    söfor:aloo ramazan abi!??
    ögrenci(gerzek uyku sersemi bide):alo!? he!
    söfor:abi ben kalkıyorum.
    ögrenci:höö!? yanlış aradınız galiba ben ögrenciyim
    söfor:hee…kusura bakma
    ögrenci:önemli degil.
    son iki diyalog yasanırken bi anda sessizlk oldu orda da ben gülmekten yarılarak bunu bozdum.

    Daha az gör
  5. kış mevsimindeyiz. haliyle hava çok soğuktur. ayşe ve ali nişanlıdır. ayşenin annesi mutfakta çay hazırlamaktadır. anneyi unutan iki nişanlı ayşenin evinde kucak kucağa sobalı odada cilveleşmektedirler. kapı açılır elinde çay tepsisi ile anne içeri girerken ali kucağındaki ayşeyi bir refleks ile yerDevamını oku

    kış mevsimindeyiz. haliyle hava çok soğuktur. ayşe ve ali nişanlıdır. ayşenin annesi mutfakta çay hazırlamaktadır. anneyi unutan iki nişanlı ayşenin evinde kucak kucağa sobalı odada cilveleşmektedirler. kapı açılır elinde çay tepsisi ile anne içeri girerken ali kucağındaki ayşeyi bir refleks ile yere ittiriverir. ayşe yerde şaşkın bir annesine bir aliye bakmaktadır. anne hiçbir şey yokmuş gibi bir bahane ile hemen odadan çıkar.
    ali : az kalsın yakalanıyorduk.
    ayşe yerden söylenir: daha nasıl yakalanacaktık geri zeka.

    Daha az gör
  6. bir reklam ajansında işe başlamamın ilk günleriydi. ismini hatırlayamadığım yaşlı bir kadın ile beraber aynı odada çalışıyorduk. sabah işe gitmiş çayımı yudumluyordum. neyse bu kadın belirdi birden odanın kapısında. elinde de kurabiye ile dolu bir tabak vardı. yavaştan masamın karşısına geçip kurabiDevamını oku

    bir reklam ajansında işe başlamamın ilk günleriydi. ismini hatırlayamadığım yaşlı bir kadın ile beraber aynı odada çalışıyorduk. sabah işe gitmiş çayımı yudumluyordum. neyse bu kadın belirdi birden odanın kapısında. elinde de kurabiye ile dolu bir tabak vardı. yavaştan masamın karşısına geçip kurabiye tabağını bana uzatarak, “almaz mısınız” dedi. ben de şaşırmış bir ifadeyle “aa çok teşekkür ederim, tabi alırım” diyerek tabağı kadının elinden alıp masama koydum. ve mal gibi bütün kurabiyeleri yedim. kadın ise gidip yerine oturup işini yapmaya başladı ama bir gariplik vardı durumunda, anlayamadığım. kısa bir süre sonra farkına vardım ki, kadın bana tabağı uzattığında üzerinden bir tane kurabiye al demek istemişti aslında. ben de nasıl bir hayvanlık ettiysem tüm tabağı almışım. tabi kadın da söyleyememiş durumu. sonradan kendisine söyleyemedim de utandığım için. sanırım şimdi bu öküzlüğümü torunlarına anlatıyordur. haklı bence.

    Daha az gör
  7. eski kız arkadaşımın ( yunan ) kız arkadaşı ( bu da yunan ) bir cumartesi gecesi bana şöyle bir mesaj attı - noktasına virgülüne dokunmadan yazıyorum- : bir konuda sana erkek olarak danışabilir miyim ? çok hoş çok yakışıklı biriyle görüşüyorum. 9. randevudayuz. 3. rakımı içiyorum. vereyim mi bekleteDevamını oku

    eski kız arkadaşımın ( yunan ) kız arkadaşı ( bu da yunan ) bir cumartesi gecesi bana şöyle bir mesaj attı – noktasına virgülüne dokunmadan yazıyorum- :

    bir konuda sana erkek olarak danışabilir miyim ?
    çok hoş çok yakışıklı biriyle görüşüyorum.
    9. randevudayuz.
    3. rakımı içiyorum.
    vereyim mi bekleteyim mi ?

    ben dumur memnun oldum.

    Daha az gör
  8. adamın birisinin "geçen yıl uydu receiverım dinleniyor diye şikâyet dilekçesi vermiştim, bu yıl çamaşır makinemin dinlendiğini de anladım; şikâyetçiyim" diye savcılığa müracaat etmesi, savcının "seni dinleyen kim" sorusuna -aynen böyle demiştir- "usta gazeteci cüneyt özdemir" şeklinde yanıt vermesi.Devamını oku

    adamın birisinin “geçen yıl uydu receiverım dinleniyor diye şikâyet dilekçesi vermiştim, bu yıl çamaşır makinemin dinlendiğini de anladım; şikâyetçiyim” diye savcılığa müracaat etmesi, savcının “seni dinleyen kim” sorusuna -aynen böyle demiştir- “usta gazeteci cüneyt özdemir” şeklinde yanıt vermesi. gülmemek için nasıl kendimi tuttuğumu bir ben bilirim, bir de allah.

    Daha az gör
  9. kayinvalide (bildiginiz kaynana yani) havaalanindan alinacaktir istanbul yesilkoy'den..havaalanina dogru yola cikilir ama bir de farkedilir ki e5'te travestiler olay cikarttigi icin polis orada, trafik ve etraf karisik..bir anda arabanin kapisi acilir ve bir travesti arabaya biner..bas bas gaza basDevamını oku

    kayinvalide (bildiginiz kaynana yani) havaalanindan alinacaktir istanbul yesilkoy’den..havaalanina dogru yola cikilir ama bir de farkedilir ki e5’te travestiler olay cikarttigi icin polis orada, trafik ve etraf karisik..bir anda arabanin kapisi acilir ve bir travesti arabaya biner..bas bas gaza bas diye bagarir..

    o andaki korkuyla gaza basilir biraz gittikten sonra travesti saga cek inecegim der ve iner..havaalanindan kayinvalide alinir..eve dogru gelirken bir bakilir ki on koltukta oturak kayinvalidenin ayaklarinin orada kocaman 40 numara falan kirmizi topuklu bir ayakkabi..panik yapilir haliyle nasil anlatirim simdi ben simdi bu topuklu ayakkabiyi derken akla bir fikir gelir kayinvalideye sag taraf gosterilerek bak buralar ne kadar degisti falan denir o bakarken egilip ayakkabi alinir ve kendi camindan disari firlatilir..

    sonrasinda eve gelinir bavullar cikartilir ee anne insene arabadan denir ve gelen cevapla sok olunur..dur bir dakika oglum ayakkabimin tekini bulamiyorum..

    Daha az gör
  10. insanın istemediği ot burnunun dibinde bitermiş misali, süleymancı, beş vakit namazında olan iş arkadaşıyla çıkılan öğle yemeğinde garsonun kazayla üzerine bir bardak birayı dökmesi :-) bizim dalga geçmelerimiz üzerine bize ciddi ciddi günaha girmediğini çünkü bunun kendi isteği dışında olduğunu birDevamını oku

    insanın istemediği ot burnunun dibinde bitermiş misali, süleymancı, beş vakit namazında olan iş arkadaşıyla çıkılan öğle yemeğinde garsonun kazayla üzerine bir bardak birayı dökmesi 🙂 bizim dalga geçmelerimiz üzerine bize ciddi ciddi günaha girmediğini çünkü bunun kendi isteği dışında olduğunu bir cami imamı edasıyla açıklamaya çalışması. iş yerine dönüp, üstü kuruduktan sonra bile bira kokusuyla dolaşmaktan rahatsız olup müdürden izin alıp eve gitmesi 🙂

    Daha az gör
  11. zil çalar ve kapı açılır, kapının önünde bekleyen ve sırıtan, daha önce hiç görülmemiş iki insan, ellerinde üstündeki mumların yandığı doğum günü pastası.. -ahmet? ( ikisi beraber büyük bir ciddiyetle ) -?!? hemcinsi olsam bi derece normal kabul edilebilirdi.

    zil çalar ve kapı açılır, kapının önünde bekleyen ve sırıtan, daha önce hiç görülmemiş iki insan, ellerinde üstündeki mumların yandığı doğum günü pastası..

    -ahmet? ( ikisi beraber büyük bir ciddiyetle )

    -?!?

    hemcinsi olsam bi derece normal kabul edilebilirdi.

    Daha az gör
  12. yıllar önce iki arkadaş balçova dan karşıyaka ya gitmek için otobüse bindik. otobüste kalan son koltuklara ayrı ayrı oturduk arkadaşımla... ben önlerdeydim, o epey arkalarda yer buldu... günlerden cumartesi idi ve orta yaş ve üzeri birçok kadın bindi otobüse, muhtemelen altın günleri vardı, yemişlerDevamını oku

    yıllar önce iki arkadaş balçova dan karşıyaka ya gitmek için otobüse bindik. otobüste kalan son koltuklara ayrı ayrı oturduk arkadaşımla… ben önlerdeydim, o epey arkalarda yer buldu… günlerden cumartesi idi ve orta yaş ve üzeri birçok kadın bindi otobüse, muhtemelen altın günleri vardı, yemişler, semirmişler, keyifleri yerindeydi… yol uzun tabi, zaman ilerledikçe ayakta olduklarından sinirleri bozuldu, özellikle beni de hedef alarak, gençlerin yer vermemesi, edep, terbiye allah ne verdiyse yol boyunca konuşup durdular… neyse, bizim durağa geldiğimizde kalktım, ben orta kapıdan, arkadaşım arka kapıdan indik… başladım topallamaya ve otobüsteki kadınlara dönüp küçük emrah tarzı bir bakış (vicdansızlar, şimdi siz utanın gibisinden) atmayı da ihmal etmedim tabi… kadınların suratları bir anda alt üst oldu… otobüs gitti… arkadaşım şaşkın… izah ettim ona etmesine ama, topallama rolünü de bırakamıyorum bir anda, çünkü indiğim yerde bir gören olursa bu kız ne yapıyor böyle densin de istemiyorum, bir topallıyor, bir düzgün yürüyor diye… apartmandan içeri girene kadar rolümün etkisindeydim…

    Daha az gör
  13. geçen hafta okulda il çapında bi deneme sınavı yapıldı. bulunduğum sınıfta optik formları dağıttım, henüz kitapçıkları dağıtmadan cevaplar öğrenciler tarafından desen yapılarak doldurulmuştu. hatta her dersten 30 soru olduğu halde optik formda 50 soru işaretleyen vardı, bunu normal karşılıyoruz. biDevamını oku

    geçen hafta okulda il çapında bi deneme sınavı yapıldı.
    bulunduğum sınıfta optik formları dağıttım, henüz kitapçıkları dağıtmadan cevaplar öğrenciler tarafından desen yapılarak doldurulmuştu.
    hatta her dersten 30 soru olduğu halde optik formda 50 soru işaretleyen vardı, bunu normal karşılıyoruz.

    bi öğretmenimiz, çocukların soruları okuyup doldurmalarını teşvik etmek için, desen yapanları dersten bırakacağımı söylemiş. (bitek kalmaktan korkuyorlar)
    öğrencinin biri ona rağmen değiştirmemiş ve optik formu desenli şekilde teslim etmiş.

    bugün sonuçlar geldi, desenli şekilde veren öğrenci sınıfta 1. olmuş 🙂
    okulda da 34.
    (okulda 29-30 kişilik 16 sınıf var)

    Daha az gör
  14. evimde çay içip filmimi izlerken telefonuma bir mesaj gelir; - ulopsemadan şaziyeyle birlikte 20 dk sonra sendeyiz + ok. ama şaziye kim? - gelince tanışırsın, sorun olmaz değil mi? + yok olmaz dedim, içimden geçiriyorum allahtan çay yapmışım, kurabiye de var, evi de temizlemiştim, bildiğin misafir bDevamını oku

    evimde çay içip filmimi izlerken telefonuma bir mesaj gelir;
    – ulopsemadan şaziyeyle birlikte 20 dk sonra sendeyiz
    + ok. ama şaziye kim?
    – gelince tanışırsın, sorun olmaz değil mi?
    + yok olmaz

    dedim, içimden geçiriyorum allahtan çay yapmışım, kurabiye de var, evi de temizlemiştim, bildiğin misafir bekliyorum. kapı çaldı, arkadaşım tek başına gelmiş. şaziye nerde dedim, burda diyip bir poşet gösterdi. balıkmış şaziye. şaziyenin başına dikildim kavanozdan atlamasın diye bekliyorum.

    Daha az gör
  15. kocamın ismimi değiştererek lakap olarak kullandığı bir başka ismi -ki nefret etme noktasına gelmiştim artık- kendi gerçek ismimle birlikte cebeci pavyonlarının önünden geçerken bir afişte sahneye çıkan bir hatunun ad-soyad kombini olarak birlikte görmek. haliyle bizimki arabada kahkaha krizine girmDevamını oku

    kocamın ismimi değiştererek lakap olarak kullandığı bir başka ismi -ki nefret etme noktasına gelmiştim artık- kendi gerçek ismimle birlikte cebeci pavyonlarının önünden geçerken bir afişte sahneye çıkan bir hatunun ad-soyad kombini olarak birlikte görmek. haliyle bizimki arabada kahkaha krizine girmiş, ben bile kendimi tutamadığımdan gülmüştüm. kapıdaki korumalardan tırsmasam fotoğrafını da çekecektim ama yemedi.

    Daha az gör
  16. 3-5 arkadaş yurt dışında (artistlik olmasın diye ülke şehir detaylarına girmeyeyim dedim) havaalanında uçağımızın kalkmasını bekliyoruz. türkçe küfür edip gülmeler falan kendi çapımızda baya eğleniyoruz. o sırada tombiş bir abi ve dizine yatmış sevgilisi bizim epey bir yakınımızda oturuyor. geçen diDevamını oku

    3-5 arkadaş yurt dışında (artistlik olmasın diye ülke şehir detaylarına girmeyeyim dedim) havaalanında uçağımızın kalkmasını bekliyoruz. türkçe küfür edip gülmeler falan kendi çapımızda baya eğleniyoruz. o sırada tombiş bir abi ve dizine yatmış sevgilisi bizim epey bir yakınımızda oturuyor. geçen diyalog şudur. (t: tombiş abi, b :ben, t.a: talihsiz arkadaş)

    b: ooo abi yaymış götü oturuyor. hey maşallah (kahkahalar)
    t.a : valla ya ohh hayat ona güzel kızı da yatırmış dizine (kahkahalar)
    t: gel seni de kucağıma yatırayım. (sessizlik…)

    en son adam türkmüş diye koşuyoduk havalanında.

    Daha az gör
  17. bir arkadaşın ankara'da görme engelli bir adamı karşıdan karşıya geçirirken başına gelmiş durum. kendisin delikanlı yardimsever bir ruh hali ile görme engelli adamın yardımına koşar . amaç karşıdan karşıya geçirmektir adamı koluna takar ve sağa sola bakmadan yola atlar. tabii o anda acı bir fren sesDevamını oku

    bir arkadaşın ankara’da görme engelli bir adamı karşıdan karşıya geçirirken başına gelmiş durum. kendisin delikanlı yardimsever bir ruh hali ile görme engelli adamın yardımına koşar . amaç karşıdan karşıya geçirmektir adamı koluna takar ve sağa sola bakmadan yola atlar. tabii o anda acı bir fren sesi, bizimki bir yerde , taksici yola fırlamış, görmeyen adam bir yerde derken adam sopayı bulur ve bizimkini ” hay ben senin gören gözlerini s….keyim ” diye dövmeye başlar . adamın elinden arkadaşı üç kişi zor alır.

    Daha az gör
  18. dün bir tanesini yaşadım. şöyle ki; spora başladım 2. sefer için salona gittim ilk gittiğimde spor hocası ile bana yazılan programdaki setleri yapmıştım ama bir çoğunu kondisyon aletleri dolu olduğu için muadili başka aletlerle tamamlatmıştı hoca. 2. seferde de bana başka hoca gösteriyordu hareketleDevamını oku

    dün bir tanesini yaşadım. şöyle ki; spora başladım 2. sefer için salona gittim ilk gittiğimde spor hocası ile bana yazılan programdaki setleri yapmıştım ama bir çoğunu kondisyon aletleri dolu olduğu için muadili başka aletlerle tamamlatmıştı hoca. 2. seferde de bana başka hoca gösteriyordu hareketleri neyse uzatmayayım bana yazılan setleri yapmaya başladım, can havliyle tamamlamaya çalışıyorum zaman zaman zorlanıyorum hareketlerin nasıl yapılacağını sürekli hocaya soruyorum falan bir yandan da ulen diyorum “ilk gündeki hoca herşeyi yanlış göstermiş arkadaş hep başka aletlerle çalıştırmış beni” diye söyleniyorum içimden…
    programı bayağı bitirdim birkaç hareket kalmıştı sonra yeni hocanın bir ara bir şey garibine gitti ve spor kartımı hafif şöyle çevirdi ve devam etti ama kartta yazılan isim kısmı hafif göründü kapandı tabi..
    beynimden kaynar sular indi aşağıya arkadaş.. kartta benim isim soyadımla bire bir benzeyen başka birinin ismi yazıyordu, mallığımı hiç çaktırmadım. neredeyse bitirdiğim başkasının programının son hareketlerini de tamamladım..çaktırmadan kartı aldığım yere koydum ve çıktım..

    Daha az gör
  19. 6 mart 2012 opeth istanbul konserinin ardından konserde karşılaştığım bir kaç eski arkadaşla dorocka doğru yol alıyoruz işte, sazanlardan biri "ben yolu biliyorum, sizi götürürüm" diyip hep buralarda takılıyorum havasını yaratmaya çalışıp önden önden ilerledi tabii bozmadık haliyle, çok ilerledi derDevamını oku

    6 mart 2012 opeth istanbul konserinin ardından konserde karşılaştığım bir kaç eski arkadaşla dorocka doğru yol alıyoruz işte, sazanlardan biri “ben yolu biliyorum, sizi götürürüm” diyip hep buralarda takılıyorum havasını yaratmaya çalışıp önden önden ilerledi tabii bozmadık haliyle, çok ilerledi dere tepe düz gitti biz bara girdik falan kız yok ortalıkta arıyorum arıyorum açmıyo merak ettim hep. neyse ben dışarı çıktım başına bi iş mi geldi diye endişelenirken birden telefonum çaldı “ben duraktayım siz nerdesiniz yeaaaa” dedi. tabii burda aldı beni bi gülme. kalktık gittik sonra yanına kahkaha ata ata. bitti bu kadar.

    Daha az gör
  20. geçen gün yolda yürüyorum, bir şeye bastığımı anladığımda yaşadığım ilk duygu bilinmeyen korkusu, sonra ayaklarımda hissettiğim taneli ve soğuk şeyden iğrenme duygusu... derken etrafa saçılan bir şeylerin belli belirsiz görüntüsü. meğer hayvansever ama iş bilmez komşulardan biri kediler için kartonDevamını oku

    geçen gün yolda yürüyorum, bir şeye bastığımı anladığımda yaşadığım ilk duygu bilinmeyen korkusu, sonra ayaklarımda hissettiğim taneli ve soğuk şeyden iğrenme duygusu… derken etrafa saçılan bir şeylerin belli belirsiz görüntüsü.
    meğer hayvansever ama iş bilmez komşulardan biri kediler için karton tabağa pilav koymuş. onu da yolun ortasına!
    yolun ortası!
    komikliği nerde derseniz ben de anlamadım. civardaki çocuklar çok güldü halime.
    ben bir yandan ayağıma yapışan pirinç tanelerini silkelemeye çalışıyor, bir yandan “be ne yahu?” diye söyleniyordum.
    onlarsa gülüyorlardı.

    evde ailece eski bir türk filmi izliyoruz. gazinoda dansoz çıktı.

    annem: bak dansoz de çıktı. adı ne acaba bu kadının?
    babam: sibel can.
    annem: sibel can olur mu canım bu film çekildiğinde o daha yoktur.
    babam: anası o zaman.

    sabah asansör beklerken, apartmanın içinden bir ses duyulur: ” amaad, amaad…” birkaç saniyelik aralarla sürekli bir kadın sesi bu kelimeyi yinelemektedir. şöyle bir eğilip merdiven boşluğundan bakılır ve kıvırcık marul gibi kısa saçlı bir hanfendinin olduğu görülür.

    asansör 9. kata gelir, zemine basılır ancak 7. kattan çağrıldığı için durur ve bağıran kadın belirir asansörün kapısında: ” kedimi arıyorum da kayboldu, ahmet, oğlum benim …” der yalnızca.

    ” bizim katta yoktu…” diye cevaplanır. ” tamam” der hanfendi ” diğer katlara bakayım bir de…”

    yalnız sorun kedinin adının ahmet olması değil de, yan komşusunun avukat olan eşinin de adının ahmet olması. garip.

    babam ayıptır söylemesi “balık alayım 2 dk bekle” dedi. çektim kenera motoru da kapatmadım havada biraz yağmur var.

    beklerken içimden “yahu bu araba böyle çalışmazdı, kesin girdi yine bi tarafıma, neresi bozuldu acaba” diye düşünüyorum. hafiften hafiften bi gürüldüyor, sonra sessizleşiyor. 2-3 dakika falan dinledikten sonra önümde pontiac’ın hareket ettiğini gördüm. hala gülüyorum kendime.

    dipnot: yağmur yağdığı için ön tarafı çok net göremiyordum.

     

    Daha az gör
  21. evlerde televizyon kumandaları çok önemlidir, yerleri belli olmalıdır yoksa sorun çıkar aile bireyleri arasında, bir keresinde bizim ailemizde olduğu gibi. o akşam ne olduysa televizyon kumandasını bulamadık, babam köpürdükçe köpürdü. adam da haksız değil hani biraz, tek eğlencesi var o da akşamlarıDevamını oku

    evlerde televizyon kumandaları çok önemlidir, yerleri belli olmalıdır yoksa sorun çıkar aile bireyleri arasında, bir keresinde bizim ailemizde olduğu gibi.

    o akşam ne olduysa televizyon kumandasını bulamadık, babam köpürdükçe köpürdü. adam da haksız değil hani biraz, tek eğlencesi var o da akşamları kanal kanal zaplayıp kimseye birşey izletmemek. söyleniyor da söyleniyor nasıl bir kumandaya sahip çıkamazsınız da, filan da falan da. siniri geçsin diye her yere didik didik baktık ama bulamadık, hatta tartıştık en son kimdeydi, hangi kanalı izliyorduk, vs diye.

    sonuçta o gün o kumanda bulunamadı. sonra sabah okula giderken elimi okul pantolonumun cebine attım ki elime büyük birşey geldi. yanlış anlaşılma olmasın, elime gelen dün harıl harıl aradığımız kumandaydı. meğersem ben bir ara odadan elimde kumanda ile çıkmışım, o ara ne düşüyorduysam, dalgınlıkla kumandayı cebe atmışım, sonra da pantolonu askıya asmışım.

    ilk önce etrafı kolaçan ettim, sonra kimsenin olmadığından emin olunca sessizce kumandayı dikiş makinasının örtüsünün altına attım. akşam gelince de “elimle koymuş” gibi kumandayı bulup evin kahramanı oldum.

    çok mu kötüyüm floodlar?

    Daha az gör
  22. olay 1970-1980 arası bir köyde, muhtar ve öğretmen arasında geçiyor. güzel ülkemin, güzide insanlarının kafasının nasıl çalıştığını görmek ve ülkemizdeki devleti düzen düzeni anlamak için güzel bir vaka.. o zamanlar çocuklar için doğum parası ve ölenler için de ölüm parası verilmekte.. muhtar ve öğrDevamını oku

    olay 1970-1980 arası bir köyde, muhtar ve öğretmen arasında geçiyor.

    güzel ülkemin, güzide insanlarının kafasının nasıl çalıştığını görmek ve ülkemizdeki devleti düzen düzeni anlamak için güzel bir vaka..

    o zamanlar çocuklar için doğum parası ve ölenler için de ölüm parası verilmekte.. muhtar ve öğretmen düzeneği kurmuş. doğmayan bir çocuğu doğdu diye nüfusa bildiriyorlar, parayı kırışıyorlar. 6 ay sonra da bu sefer öldü diye bildirip, ölüm parasını kırışıyorlar. para tatlı gelince de, 6 ayda bir birini doğurup, öldürüyorlar..paraları topluyorlar..

    fakat hesap edemedikleri şu oluyor; bu ölüm ve doğumu hep aynı aile üzerinde yapmışlar. yani 9 ay olan çocuk doğumunu 6 aya çekmişler. bu noktada müfettiş tarafından enseleniyorlar.

    kısadan hisse: gerçeklerin eninde sonunda gün yüzüne çıkmak gibi bir huyu vardır.

    Daha az gör
  23. nasıl olduysa ünlü kişiler tarafından vip bir parti/etkinlik daveti için oluşturulmuş mail listesine dahil edilmiş durumdayım. hep demişimdir ismim pavyon sanatçılarının sonradan taktığı isimler gibi diye, kesin ondan bir karışıklık oldu. bir de lgbt ile ilişkili katılımcılar var sanırım. 50 kişilikDevamını oku

    nasıl olduysa ünlü kişiler tarafından vip bir parti/etkinlik daveti için oluşturulmuş mail listesine dahil edilmiş durumdayım. hep demişimdir ismim pavyon sanatçılarının sonradan taktığı isimler gibi diye, kesin ondan bir karışıklık oldu. bir de lgbt ile ilişkili katılımcılar var sanırım. 50 kişilik alıcı listesinde keremcan durmaz ve esmeray’ın yanında benim adresim var, çok enteresan. bu zamana kadar yaşamımın çoğunu sıkıcı bir memuriyet ile ve son iki yılını da doğuda zorunlu hizmetle geçirmiş olarak güldürdüler beni. mailler gelmeye devam ediyor, belki de giderim.

    Daha az gör
  24. bugün kalça kırığı ameliyatı için yatırdığımız 98 yaşındaki amcayla muhabbet halindeydik amcamın elinde hastane kantininden alınmış bir bardak çay var hüplete hüplete içiyor; "hocam oğlana söyleyeyim sana da bi' çay kapsın gelsin öyle kuru kuru muhabbet olmaz" diyerek 78 yaşındaki başka bir amcaya dDevamını oku

    bugün kalça kırığı ameliyatı için yatırdığımız 98 yaşındaki amcayla muhabbet halindeydik amcamın elinde hastane kantininden alınmış bir bardak çay var hüplete hüplete içiyor; “hocam oğlana söyleyeyim sana da bi’ çay kapsın gelsin öyle kuru kuru muhabbet olmaz” diyerek 78 yaşındaki başka bir amcaya döndü…çay kapsın dediği oğlanla dedem asker arkadaşı olabilir yani vaziyet o derece…

    Daha az gör
  25. dün 3 kisi otelde dolasirken rahatlık bize batinca dedik ki biraz hayatimizda değişiklik olsun sahilde yürüyelim. ne renklikmis ama, aslinda dört dörtlük devam eden tatilimizi iskeleye gitmeye karar vererek berbat etmiş olduk. şarkı söyleye söyleye gittiğimiz iskeleden çığlık ata ata döneceğimiz hicDevamını oku

    dün 3 kisi otelde dolasirken rahatlık bize batinca dedik ki biraz hayatimizda değişiklik olsun sahilde yürüyelim. ne renklikmis ama, aslinda dört dörtlük devam eden tatilimizi iskeleye gitmeye karar vererek berbat etmiş olduk. şarkı söyleye söyleye gittiğimiz iskeleden çığlık ata ata döneceğimiz hic aklimiza gelmezdi. iskeleye ulaşım lağım akıtılan, denizin üzerinden bir köprüyle sağlanıyordu. neyse köprüden karşıya geçtik, iskeleye ulaştık, buraya kadar her şey güzel. havanin kararmaya başlamasıyla geri dönmeye karar verdik. geri dönecekken köprünün köpeklerle dolmaya başladığını fark ettik. iskeledeki balıkçılara buradaki köpekler bize zarar verir mi dediğimizde balıkçının bize sizi parçalarlar diyerek verdiği cevap bizim zaten az olan özgüvenimizi yerle bir etmişti. yaklaşık bir saatlik alternatif yol arama çabası ve oradaki insanlardan bizi karsiya geçirmelerini istememiz karşılıksız kalmıştı. sıra en kötü ihtimale gelmişti, lağım akitilan sudan gecmemiz gerekiyordu. başka çaremizin olmadığının farkindaydik o yüzden lağımli sudan gecmeye karar verdik. kurban olarak içimizdeki en uzun kisiyi yolladik. iskelenin altindan geçerken her sey güzeldi ama deniz seviyesine gelince lağım akıtılan yerin bir de bataklık olduğunu fark ettik. içimizden biri israrla yüzerek geceriz diyordu. yarim saatlik tartışma sonucunda daha fazla dayanamayan uzun arkadaşımız lağima atlamayi tercih ederek karsiya geçti. kafasini suya sokmama çabası takdire şayandi. ayriyetten eklemek gerekirse uzerimizde günlük kiyafetlerimiz bulunmaktaydi. yüzerken bir tane terliğini kurban veren arkadaşımız kayaya tirmanirken bir de ayağını kesmişti. bunlarda yetmezmiş gibi arkadaslari onu karsi tarafta yalnız bırakmıştı. onlarda ben bu suya girmem arkadaş diyerek gaza gelerek köprüye yöneldiler. tam o sirada allah’ın bile unuttuğu köprüden bir adet motorlu geldi. geri kalan iki arkadaş motorlunun peşinden kosarak onu durdurdular ve motor eşliğinde köprüden gecmeyi başardılar. iyi guzel kurtulduk ama bir de böyle otele girmemiz gerekiyordu, netice de insanlara rezil olmakta vardi. ne yapsak ne etsek diye düşünürken içimizden birinin doğum günü olduğunu hatirladik, ve sanki doğum günü hediyesi olarak onu denize atmışiz susu vererek otele bağıra çağıra girdik. rol yapiyorduk akli sira. yok sen beni nasil denize atarsin, yok sen ne kadar aptalsin diyerek inandirici olmasini sağlamaya çalışıyorduk. ise yaradi aslinda, yani biz bile inanmaya baslamistik, tabi otelin çoğunluğunu yabancı turistler olusturmasaydi daha iyi olabilirdi.

    Daha az gör
  26. ortaokuldayım. ergenliğin doruklarındayım. o vakitler eve gazete alınır dibi köşesi her yeri okunur. neyse arada bir gençlik eki verirlerdi. orda bi yazı gördüm, köpüğün saça nasıl güzel şekil verdiğiyle alakalıydı. o dönem millet jöleyi zor bulur filan, ben de jöleden tiksinirim. köpüğü görünce ofDevamını oku

    ortaokuldayım. ergenliğin doruklarındayım. o vakitler eve gazete alınır dibi köşesi her yeri okunur. neyse arada bir gençlik eki verirlerdi. orda bi yazı gördüm, köpüğün saça nasıl güzel şekil verdiğiyle alakalıydı. o dönem millet jöleyi zor bulur filan, ben de jöleden tiksinirim. köpüğü görünce of dedim, hem temiz hem beleş. kuru kafaya bastım köpüğü, of nasil guzel o tüyler filan yapıstı. neyse efenim okulda 10 dakika tenefusun 5 dakikası ergenlik hastaligi yuzunden tuvalette saç düzeltmeyle gecerdi. gittim azıcık su aldım, sacımı duzeltcem ama o da nesi, kafam kopuruyor. ben suyla yatistirmaya calistikca daha da kopuruyor. buraya kadar gerizekali sanabilirsiniz ama o an anladim o köpük bu köpük değildi.

    Daha az gör
  27. bigün babamın arkadaşının kızının erkek arkadaşı babamın arkadaşıyla tanışmak için evlerine gelmiş adamın gelecek erkek arkadaştan haberi yok çocuğu görünce sormuş demiş sen kimsin çocuk da heyecandan demiş ki efendim ben sizin damat adaylarınızdan biriyim :))

    bigün babamın arkadaşının kızının erkek arkadaşı babamın arkadaşıyla tanışmak için evlerine gelmiş
    adamın gelecek erkek arkadaştan haberi yok
    çocuğu görünce sormuş demiş sen kimsin
    çocuk da heyecandan demiş ki efendim ben sizin damat adaylarınızdan biriyim :))

    Daha az gör
  28. geçen sene üniversite kütüphanesinin sesli çalışma salonunda üç kafadar oturuyoruz. ben ve bir arkadaşım bir dersin vizesinden sırasıyla 10 ve 6 almışız. muhtemelen bu entry'i okuyacaktır, nick'imi biliyor. üçüncü arkadaşımız ise 85 almış. hiç umut olmasa da var gücüyle biz iki salağı çalıştırıyor cDevamını oku

    geçen sene üniversite kütüphanesinin sesli çalışma salonunda üç kafadar oturuyoruz.

    ben ve bir arkadaşım bir dersin vizesinden sırasıyla 10 ve 6 almışız. muhtemelen bu entry’i okuyacaktır, nick’imi biliyor. üçüncü arkadaşımız ise 85 almış. hiç umut olmasa da var gücüyle biz iki salağı çalıştırıyor canım kardeşim. ara sıra notlarımızdan demle komik diyaloglar yaşıyoruz, ağlanacak halimize gülüyoruz. birkaç kez diğer masalarda oturanlarla göz göze geliyorum, konuşmalarımızı duyup gizli gizli gülüyorlar belli.*

    dört beş saatlik gırgır şamata eşliğinde devam eden çalışmamız bitiyor ve çantaları toplamaya başlıyoruz. o sırada normal şartlarda asla yüzümüze bakmayacak bayağı hoş bir kız yanaşıp “arkadaşlar bir daha ne zaman gelirsiniz ben sizin muhabbetinizi hep kenardan dinlemek istiyorum” diyor.*

    gülüp kızla tanışıp yolumuza devam ettik. keşke herkes böyle samimi ve içten olsa.

    Daha az gör
  29. geçen gün eve dönüyorum yola konsantre halde. baya mal gibiyim yani yorulmuşum sonuçta. ben bu haldeyken işte arkamdan gelen kalın bir sesle irkildim. bir adam bağırıyor boş yolda. ben üzerime alinmadim tabiki. sonuçta bütün arkadaşlarım nezih insanlardan mürekkep, ne işim olur öyle sokak barzolarıyDevamını oku

    geçen gün eve dönüyorum yola konsantre halde. baya mal gibiyim yani yorulmuşum sonuçta. ben bu haldeyken işte arkamdan gelen kalın bir sesle irkildim. bir adam bağırıyor boş yolda. ben üzerime alinmadim tabiki. sonuçta bütün arkadaşlarım nezih insanlardan mürekkep, ne işim olur öyle sokak barzolarıyla. neyse ben yoluma devam ediyorum ama bu adam bağırmaya devam ediyor. ulan yanıma bakıyorum, önüme bakıyorum. benden başka kimse yok. kime sesleniyor bu adam? beş dakika falan geçti, hala devam ediyor ben iyice tedirgin oldum. hızlı yürümeme rağmen yaklaştığını da hissediyorum. en sonunda cesaretimi topladım baktım arkaya. adam bana bakıyor, gözümü oynattım soru sorar gibi. bana dedi “arada geliyor böyle.” öyle bir dumur oldum ki o an. resmen hayata bakışım değişti. o günden beri bana da arada geliyorlar böyle.

    Daha az gör
  30. komik mi, bilmiyorum. üniversitede bir arkadaşın başına gelmişti. adam otubüste, kızın biri ayakta. bizimki demiş ki gelin oturun diye. kız sevgilim var demiş. şükretmek lazım ya hamileyim deseydi. olur mu olur.

    komik mi, bilmiyorum.
    üniversitede bir arkadaşın başına gelmişti. adam otubüste, kızın biri ayakta. bizimki demiş ki gelin oturun diye. kız sevgilim var demiş.
    şükretmek lazım ya hamileyim deseydi. olur mu olur.

    Daha az gör
  31. bir gün arabamı tamirciye götürdüm. ne sıkıntısı olduğunu hatırlamıyorum şu an, ama 1 saate halledilecek bir şeydi. neyse, remzi abinin yanına gittim. remzi abi tanıdık bu arada. abi dedim böyle böyle. tamam dedi bırak arabayı. neyse bıraktım yürüyerek gidiyorum. giderken düşündüm, şimdi dedim bu beDevamını oku

    bir gün arabamı tamirciye götürdüm. ne sıkıntısı olduğunu hatırlamıyorum şu an, ama 1 saate halledilecek bir şeydi. neyse, remzi abinin yanına gittim. remzi abi tanıdık bu arada. abi dedim böyle böyle. tamam dedi bırak arabayı. neyse bıraktım yürüyerek gidiyorum. giderken düşündüm, şimdi dedim bu benim arabayı hemen vermez ufaktan tanıdığız sonuçta bekletir dedim, daha öncede yapmıştı çünkü. ufaktan bir yalan atayım dedim. abi dedim, benim bagcılara gitmem lazım hemen olur mu araba dedim? olur 1 saate gel dedi. tamam abi çok sağol dedim. o sırada yandan bir abi çıktı, müşteri o da tamircide. dedi kardeşim bağcılara mı gideceksin, ben güneşlide oturuyorum beni de atar mısın dedi. hayır denmez, mecburen olur abi dedim. durduk yere başımıza iş açtık. düşün, düşün. ulan dedim zaten yalana girdik biraz daha atayım. arabayı almaya gittim, adam orda, abi dedim benim acil işim çıktı, ben seni metroya atayım. tamam dedi adam. yolda konusuyoruz, ne işin çıktı hayırdır diye. bir dükkanımız var, babam vergi dairesi işlerini genelde bana yaptırır. abi dedim küçükköy vergi dairesine gidicem, az işim var dedim. meğer küçükköy vergi dairesi tekstilkente taşınmış haberim yok ne zamandır gitmiyorum. kardeşim vergi dairesi tekstilkentin oraya taşındı haberin yok mu dedi. nereden olacak, ben küçükköyde sanıyorum. volkswagen avek var, vergi dairesinin yakınında, benim arkadaş orada çalışıyor, yanına uğrarım, ben de seninle geleyim, hem yerini gösteririm sana dedi. tamam abi dedim ,ne diyecem, adamı avek’e kadar götürdüm.

    Daha az gör
  32. iskenderun şehir merkezinde kardeşle gezerken küçük tuvaletin gelmesi akabinde eskiden öss sınavına hazırlanmak için gittiğim dershaneye girmem tabi adı değişmiş kpss dershanesi felan olmuş tam bir kat daha çıkacakken öğrenci işlerindeki hanımefendinin beni görmesi dönerci gibi buyurun demesi akabinDevamını oku

    iskenderun şehir merkezinde kardeşle gezerken küçük tuvaletin gelmesi akabinde eskiden öss sınavına hazırlanmak için gittiğim dershaneye girmem tabi adı değişmiş kpss dershanesi felan olmuş tam bir kat daha çıkacakken öğrenci işlerindeki hanımefendinin beni görmesi dönerci gibi buyurun demesi akabinde benim buyurup yalandan yere kpss kursu fiyatı sormam uzun uzadıya anlatılan şeylerden “bu arada dişimi nasıl sıkıyorum tuvalet ihtiyacından” fiyat bilgisi vs sonra en iyisi evde hazırlanayım demem ve sonra tuvaleti kullanabilir miyim? diye sormam

    Daha az gör
  33. cumali muavin, metin ise otobüs şoförüdür. bunlar ankara'ya sefer yaptıktan sonra metro bunlara izmir'e sefer veriyor. metin şoför koltuğunda, cumali ise araca fırça çekiyor. tam o esnada elinde kedi kafesi ile adamın biri gelip " bu kediyi izmir'e götürebilir misiniz " diye soruyor. muavin cumali "Devamını oku

    cumali muavin, metin ise otobüs şoförüdür. bunlar ankara’ya sefer yaptıktan sonra metro bunlara izmir’e sefer veriyor.

    metin şoför koltuğunda, cumali ise araca fırça çekiyor. tam o esnada elinde kedi kafesi ile adamın biri gelip ” bu kediyi izmir’e götürebilir misiniz ” diye soruyor. muavin cumali ” dur şoföre sorayım ” diyor. şoför ” olmaz hayvan taşımak yasak ” deyince adam cumali’nin cebine 50 tl sıkıştırıyor ve kediyi bagaja atıp yola çıkıyorlar.

    afyonda dinlenme tesisine gelip yemek yerken, şoför ” cumali, bakıver hele hayvan ne alemde ” diye soruyor. cumali gidip bagajı açıyor kafese doğru uzanıyor ama kafeste ses yok. hayvana bakıyor hayvan buz kesmiş ölmüş. cumali telaşla metin’in yanına gidiyor.

    – abi kedi ölmüş!
    – nasıl ölür
    – ölmüş işte!

    hemen dinlenme tesisinin çöplüğüne gidip, ölen kediye benzeyen bir kedi aramaya koyulurlar. çöpün yanında 5-6 tane kedi vardır. gözüne kestirdikleri bir tanesini yakalayıp kafese koyarlar, ölen kediyi de orada çöpe atarlar.

    yola çıkarlar ve izmir’e varırlar. hemen yanlarına bir adam gelir ve ” ankara’dan bana bir kedi yollayacaklardı ” der. cumali de ” tamam abi bagajda gel vereyim der ”

    bagaja doğru giderler ve cumali bagajı açıp kediyi uzatır adama. yalnız kedi yabani olduğu için kafesin içinden saldırmaya başlar. bu arada kediyi alacak adam bir kediye bir cumali’ye bakar:

    adam= ama bu kedi canlı?

    cumali= ya ne olacağıdı?

    adam: benim kedim ölmüştü ve onu gömmek için buraya getirtmek istedim.

    cumali= !!?!?!??!

    not: karikatürize halini youtube’dan bulabilirsiniz.

    Daha az gör
  34. muhtemelen üniversitedeki erkek arkadaşımla kavga ettikten sonra mesajlarına cevap vermeyip, beni bulamaması için erasmus bloğunda saklanmamdı. buldu mu? buldu. ama çok aradı djdgskfs.

    muhtemelen üniversitedeki erkek arkadaşımla kavga ettikten sonra mesajlarına cevap vermeyip, beni bulamaması için erasmus bloğunda saklanmamdı. buldu mu? buldu. ama çok aradı djdgskfs.

    Daha az gör
  35. tele 1 kitap'a ulaşmaya çalısıyorum günlerdir. onlarca mail attım, internet sitesindeki telefon numarasını defalarca aradım ama cevap alamadım. neredeyse haftalar önce verdiğim siparişler hala gelmedi. her neyse... ben de tele 1 televizyonunu arayayim bir yardımcı olsunlar dedim. numarayı çevirmemleDevamını oku

    tele 1 kitap’a ulaşmaya çalısıyorum günlerdir. onlarca mail attım, internet sitesindeki telefon numarasını defalarca aradım ama cevap alamadım. neredeyse haftalar önce verdiğim siparişler hala gelmedi. her neyse… ben de tele 1 televizyonunu arayayim bir yardımcı olsunlar dedim. numarayı çevirmemle birinin cevap vermesi bir oldu. aaa bir ne duyayım, konuşan merdan yanardağ… adam “efendim” diyor bana. sonra ben:

    – merdan bey??? dedim. o da gayet sakin şekilde,
    – ben yaşar dedi.

    adamdaki soğukluğa hayret ettim. insan biraz tebessüm falan bir şey eder. heyecan içinde merdan bey diye bağırmışım sonuçta. bir de açıklama yaptım sesiniz çok benziyor falan diye rezalet! hiç oralı olmadı adam. sesi de tıpatıp aynısı. neyse kanal patronunun telefonlara bakacak hali yok. bu olayın komik bir tarafi da yok. ama ben şaşkolozluğuma çok güldüm 🙂

    Daha az gör
  36. koku konusunda çok hassas bir insanımdır. kullandığım öyle bir koku var ki, çok az biliniyor. ve öyle kalıcı ki, yürüyüp geçtiğim sokaklar bile ben kokuyor. gün içinde çok fazla insan soruyor fakat paylaşmıyorum çünkü çok nadir insan biliyor bu kokuyu ve diyelim bende duydunuz, yıllar sonra bir yerdDevamını oku

    koku konusunda çok hassas bir insanımdır. kullandığım öyle bir koku var ki, çok az biliniyor. ve öyle kalıcı ki, yürüyüp geçtiğim sokaklar bile ben kokuyor. gün içinde çok fazla insan soruyor fakat paylaşmıyorum çünkü çok nadir insan biliyor bu kokuyu ve diyelim bende duydunuz, yıllar sonra bir yerde burnunuza çalınsa gözleriniz hemen beni arar.. öyle kişiye ait, öyle hafızaya kazınan bir koku yani. haliyle de herkesle paylaşmıyorum ki olabildiğince özel olmaya devam etsin.
    bir teyze bela oldu bana geçen dönem… kampüste iki üç günde bir karşılaşıyoruz, sürekli durdurup parfümümü soruyordu. yok yani vermek istemiyorum, iki defa bir şekilde kurtuldum. sonra boş bulunduğum bir anda teyze beni yakaladı. hani çekirge bir zıplar iki zıplar üçüncüye bacağını kırar hesabı.
    koca kampüsün içinde kovalamaca oynadık desem yeridir. ben teyzeyi uzaktan görür görmez karşıya geçip ters yönde yürümeye başladım. içimden inşallah görmemiştir diye dua ederken teyze avına odaklanmış sırtlan gibi peşimden geldi. ben hızlandım o hızlandı, derken ben koşmaya başladım. teyze de koşmasın mı?! yaklaşık 5 dakika ben kaçtım o kovaladı. o küçücük boyuyla nasıl yaptı bilmiyorum fakültenin önünde yakaladı beni… daha fazla kaçacak yerim yoktu. içim kan ağlayarak söylemiştim parfümümün markasını numarasını. trabzonlu kadınların inadına o gün boyun eğdim…

    artık ktü kampüsünde benimle aynı kokan bir teyze var. yollar şimdi o kokuyordur…

    Daha az gör
  37. otobüste ortakapının hemen arkasında sağ camın yanında oturuyorum. bir ortaokul çocuğu bindi. dedim mk paraşütle mi bindi bu otobüse? sanki az önce uçaktan atlamış havayı boşaltmadan yürüyor. şişme mont ama çocuk orta kapıya gelene kadar sağlı sollu herkese sürttürdü montu. mont takıldı, kurtardı faDevamını oku

    otobüste ortakapının hemen arkasında sağ camın yanında oturuyorum. bir ortaokul çocuğu bindi. dedim mk paraşütle mi bindi bu otobüse? sanki az önce uçaktan atlamış havayı boşaltmadan yürüyor. şişme mont ama çocuk orta kapıya gelene kadar sağlı sollu herkese sürttürdü montu. mont takıldı, kurtardı falan. kocaman mont. yuvarlanıyo mu yürüyo mu belli değil. küçücük kafa var montun üstünde.

    bir kaç durak sonra bu düğmeye bastı. otobüsçü de gitti tam durmadan kapıyı açtı. kapıyı açtığı gibi bu kapıya doğru yürümeye başladı. merdivenden inecek. düşünüyorum yok diyorum inmez bu. o kadar kamil değildir. çünkü otobüs gidiyor hala. herkes buna bakıyor aha indi iniyor falan diye düşünürken bu kamil bir atladı. uçtu mk. otobüsten önce durağa girdi. durakta bekleyen bi adama sarıldı. adamın da gündemini değiştirdi. adamla birlikte yuvarlandılar. adam düşerken resmen noluyo mk dedi. düşünsene durakta otobüs bekliyorsun, o anda kocaman simsiyah paraşüt montlu biri yukardan üstüne uçup seni yakalıyor.

    Daha az gör
  38. ilçeler arası dolmuşla seyahat ederken polis çevirme noktasına geldiğimizde polis tarafından dolmuş durduruldu. kimlik kontrolü yapılacak dendi ve herkes kimliklerini polis memuruna verdi. ardından rutin kontrol yapıldı ve sorun olmadığı anlaşılınca şoför koltuğunun yan tarafındaki yolcuya tüm kimliDevamını oku

    ilçeler arası dolmuşla seyahat ederken polis çevirme noktasına geldiğimizde polis tarafından dolmuş durduruldu. kimlik kontrolü yapılacak dendi ve herkes kimliklerini polis memuruna verdi. ardından rutin kontrol yapıldı ve sorun olmadığı anlaşılınca şoför koltuğunun yan tarafındaki yolcuya tüm kimlikler teslim edildi. tüm kimlikleri alan yolcu kendi kimliğini aldıktan sonra bana uzattı tüm kimlikleri. bende kendi kimliğimi aldım ve ardından yolculardan biri bana seslendi. hocam sana zahmet sen isimleri okusan da bize teslim etsen dedi. pandemi sürecindeyiz falan kimlikler elden ele dolaşmasın dedi. genç yolcu haklıydı bir nevi aslında. her neyse tüm kimlikler elimde ve bende okumaya karar verdim. işte o an olan oldu. en üstteki kimliği tam okuyacaktım ki. kimlikte yazan ad-soyadı görünce haykırarak gülmek istedim. adamın ismi: nasrettin soyadı hoca’ydı.” şimdi ben o ismi dolmuşta bağırarak söylesem millet alay ettiğimi düşünür diye düşündüm. içim kahkaha ile anırırken ben olayı bozuntuya vermeden gence dönüp kusura bakma ben okuyamam bu isimleri dedim. nasrettin hocaya da ayıp olmasın diye susmam en mantıklı olandı.

    çok ilginç isimdi bugüne kadar ikinci ilginç isme nail oldum. ilki “durmuş otomatik’ti. ikincisi de nasrettin hoca oldu.

    Daha az gör
  39. bu olay kayseri-bünyan ilçesi sinirlari içerisinde yasanmistir ki, olayın kendi alfred hitchcock'un meshur korku filmlerini bile çok gerilerde birakacak kadar tüyler ürpertici. kendisi bünyanlı olmayan, politikayla uğraşmis ve halen kayseri'de yaşayan işadamı, bünyan sınırında, kayseri malatya karaDevamını oku

    bu olay kayseri-bünyan ilçesi sinirlari içerisinde yasanmistir ki, olayın kendi alfred hitchcock’un meshur korku filmlerini bile çok gerilerde birakacak kadar tüyler ürpertici.
    kendisi bünyanlı olmayan, politikayla uğraşmis ve halen kayseri’de yaşayan işadamı, bünyan sınırında, kayseri malatya kara yolu üzerinde, bir benzin istasyonuna girer. lokantaya oturur ve orada kalabalık toplulukla birlikte bir ufak rakı içer.
    yürüyüş mesafesindeki bünyan’a gitmek için, lokantadan çıkar. ancak dışarısı hem zifiri karanlik hem de korkunç bir kar-tipi fırtınası baslamıştır. benzin istasyonuna yaklaşık 300 metre mesafedeki, bünyan’a dönüs yolu kenarına varır. oradan geçen bir arabaya binip, bünyan’a ulasma derdindedir.
    fırtına daha da şiddetlenir. adam bir-kaç adım ötesini bile görememektedir. gelip-geçen bir araba da yoktur. nihayet karanlıklar içerisinde, hayalet gibi yavas yavas yaklasan bir arabanin iki farıni fark eder. arabanin, tam önünde yavaslamasıyla birlikte hemen arka kapıyı açar ve arabaya biner. kapıyı kapatır, araba yeniden hareket eder. içeridekilere merhaba demek ister. ama o da ne?
    araba da kimse olmadığı gibi, direksiyonda da kimse yok. birden paniğe kapılır. korkuyla, hemen arabadan atlayıp, oradan kosarak uzaklasmak ister ama hem araba hızlanmış, hem de korku ile dizleri baglanmış, hareket edemez hale gelmiştir. araba keskin bir viraja dogru yaklaşır. adam dua etmeye baslar.
    tüm günahlari için tövbe eder. arabayı durdurması için allaha yalvarır. tam bu esnada, pencereden bir el uzanır ve direksiyonu kıvırarak, sert virajdan arabanın dogru yola dönmesini sağlar. her tehlikeli dönemece yaklaştıkça, allah’a yalvarış ve yakarışı artar ve her seferinde de bir el dişarıdan uzanıp, direksiyonu çevirir.
    sonunda kendisini biraz toparlar, ayaklarını kımıldatır. ‘ya allah koru beni…’ deyip, kapıyı açmasıyla birlikte, kendisini arabadan dişarı fırlatır. bir kaç takla attıktan sonra, şarampolde kendisine gelir. defalarca üç kulfu-bir elham okuyarak, bünyan’a yürüyerek ulaşırr ve bir kahvehaneye girer. üstübaşı ıslak ve şok haldedir.
    kendisini tanıyanlar hemence sobanın başına alırlar. eline bir çay verirler. bir müddet sonra kendisine gelip, sesi titreyerek, başına gelen doğa üstü ve korkunç olayı anlatır. olayı dinleyenler inanmak istemeseler de, anlatan kişinin aklı başında ve toplumsal sorumluluk taşıyan bir pozisyonda olduğunu bildiklerinden, herkeste derin bir sessizlik olusur.
    yaklaşık yarım saat sonra, aynı kahvehaneye koyunabdal köyü’nden iki kişi girer. bir masaya oturur ve iki bardak çay söylerler. bu arada, gelenlerden birisi, diğerine şunları söyler :
    -hasan yıldız baksana, şu sobanin başında oturan geri zekalı, bizim araba yolda kalınca, biz arabayı iterken, arabaya binip-inen kişi değil mi?

    Daha az gör
  40. bir gün eve gitmek için otobüse binmiştim. yorgunluktan uyuya kalmışım. şöför uyandırdığında son duraktaydım. aynı otobüsle geri gitmeyi planlamıştım. fakat yine uyuya kaldım ve başladığım yere geri döndüm. bildiğiniz 2 saat aynı otobüsle git gel yaptım.

    bir gün eve gitmek için otobüse binmiştim. yorgunluktan uyuya kalmışım. şöför uyandırdığında son duraktaydım. aynı otobüsle geri gitmeyi planlamıştım. fakat yine uyuya kaldım ve başladığım yere geri döndüm. bildiğiniz 2 saat aynı otobüsle git gel yaptım.

    Daha az gör
  41. yıl 1990 lar anadolunun bir köyünde bir arazi davası oluyor,arazide keşif yapılması gerekiyor. bayan hakim ve avukatlar keşif yapıyolar.keşiften sonra davalı amcam yemek veriyor.yemekte tulum peyniri de var ve bayan hakim peynire bayılıyor.diyor ki peynir cok güzelmis,harikaymıs falan filan. bunun uDevamını oku

    yıl 1990 lar
    anadolunun bir köyünde bir arazi davası oluyor,arazide keşif yapılması gerekiyor.
    bayan hakim ve avukatlar keşif yapıyolar.keşiften sonra davalı amcam yemek veriyor.yemekte tulum peyniri de var ve bayan hakim peynire bayılıyor.diyor ki peynir cok güzelmis,harikaymıs falan filan.
    bunun uzerine davalı amcam gayet samimi bi sekilde diyor ki:
    merak etme hakime hanım,şu dava hayırlısıyla bitsin, ben güze sana nah boyle bi gıllı(eliyle tarif ederek) basarım.

    Daha az gör
  42. 3 erkek ve erkeklerden birinin kız arkadaşı denizde çiminilmektedir. yanında sevgilisi olan arkadaş sevgilisini kucağında taşımaktadır, bu arada diğer iki elemanımızın sevgilileri denizde değildir. o sırada güzel bi kız geçer ve elemanlardan biri "lan hadi gidelim şu cıbırla tanışalım" der bunu diğeDevamını oku

    3 erkek ve erkeklerden birinin kız arkadaşı denizde çiminilmektedir. yanında sevgilisi olan arkadaş sevgilisini kucağında taşımaktadır, bu arada diğer iki elemanımızın sevgilileri denizde değildir. o sırada güzel bi kız geçer ve elemanlardan biri “lan hadi gidelim şu cıbırla tanışalım” der bunu diğer erkeklerde onaylarken hatun kişiden “üçünüzünde başı bağlı oturun yerinizde kuzu kuzu” tepkisi gelir. bunun üzerine elemanlar sırayla sevgililerinin adlarını çığırır ve “bak hani nerde sevgilim?” tepkisi verilir. en son arkadaşın kucağında olan sevgilinin adı çığırılır ve arkadaşımız sevgilisini kucağından fırlatır ve “aaa sevgilim nerde??” tepkisinin ardından cıbırın peşinden gidilir….

    Daha az gör
  43. hastane odasına hemşire girer ve bik bik bik ötmeye başlar: - ben psikoloji okudum, freud okudum goethe okudum... sonrasında konu müziğe gelir: - flamingo*dinlerdim üniversitedeyken... konuşma çığırından çıkmıştır. cd player'a bağladığımız elephant* marka küçük* hoparlörlerden gelen sesi duyar ve: -Devamını oku

    hastane odasına hemşire girer ve bik bik bik ötmeye başlar:
    – ben psikoloji okudum, freud okudum goethe okudum…
    sonrasında konu müziğe gelir:
    – flamingo*dinlerdim üniversitedeyken…
    konuşma çığırından çıkmıştır. cd player’a bağladığımız elephant* marka küçük* hoparlörlerden gelen sesi duyar ve:
    – aa bu sesler apörlörden mi geliyor…
    der ve 2 arkadaşım kendini odadan zor atmıştır. ben ise cama dönüp kopmamak için kendimi zor tutarım ancak pek tabi hemşire olacak kişi çakmıştır olayı ama bize ne olup yarılırız ortamda.

    sonuç olarak:
    goethe okudum, apörlörden flamingo dinledim…

    Daha az gör
  44. coğrafya hocası tahtaya gelişigüzel bir türkiye haritası çizer*. dalga geçmek isteyen bir öğrenci: - hocam siz ne kadar güzel çiziyorsunuz! kikir kikir! - bilmiyor musun, ben eskiden kestaneciydim. sonra sınıf kopar ama eleman anlamadığı için derin lafı, mal mal bakınmaktadır.

    coğrafya hocası tahtaya gelişigüzel bir türkiye haritası çizer*. dalga geçmek isteyen bir öğrenci:
    – hocam siz ne kadar güzel çiziyorsunuz! kikir kikir!
    – bilmiyor musun, ben eskiden kestaneciydim.
    sonra sınıf kopar ama eleman anlamadığı için derin lafı, mal mal bakınmaktadır.

    Daha az gör
  45. izmir fuarında yorgunluktan bitap bir sekilde kaldırıma cökmus otururken, az ilerde arkadaslarıyla oynasan bir ufaklıgın sacları uzun arkadasa arkadan sarılmak uzere anne diyerek yaklasması akabinde arkadasın noluyo lan diye donmesi uzerine korkmus bi halde anneeeeaaa diye bagırarak uzaklasması.

    izmir fuarında yorgunluktan bitap bir sekilde kaldırıma cökmus otururken, az ilerde arkadaslarıyla oynasan bir ufaklıgın sacları uzun arkadasa arkadan sarılmak uzere anne diyerek yaklasması akabinde arkadasın noluyo lan diye donmesi uzerine korkmus bi halde anneeeeaaa diye bagırarak uzaklasması.

    Daha az gör
  46. seneler önce ehliyet için direksiyon dersindeyken, arabada hoca, 1 kız öğrenci ve 3 erkek (3'ümüz de arkadaş) bulunuyordu. hoca atıp tutuyor, biliyorum kralım ayaklarına yatıyor konuşma tarzı ve hareketleri ile bizi yardırıyordu. debriyaj kavramasından bahsetmeye başladı, kısa bir süre sonra direksiDevamını oku

    seneler önce ehliyet için direksiyon dersindeyken, arabada hoca, 1 kız öğrenci ve 3 erkek (3’ümüz de arkadaş) bulunuyordu. hoca atıp tutuyor, biliyorum kralım ayaklarına yatıyor konuşma tarzı ve hareketleri ile bizi yardırıyordu. debriyaj kavramasından bahsetmeye başladı, kısa bir süre sonra direksiyondaki kıza:
    – kavramadan kaldıramazsın, dedi. tabi biz orada yarılıverdik, kapıları açıp şarampolden yuvarlayacaktık kendimizi.

    Daha az gör
  47. bir ucak seyahati sirasinda, ingiliz bir hanim hostesin kulagina egilerek ped istedigini belirtir. hostes nasil goturucegini bilemez ve sonunda bir tepsiye koyarak yolcuya goturur. yine business classta ucmakta olan hintli bir abi de birden celallenip, kendisinin de business class'ta uctugunu, ayniDevamını oku

    bir ucak seyahati sirasinda, ingiliz bir hanim hostesin kulagina egilerek ped istedigini belirtir. hostes nasil goturucegini bilemez ve sonunda bir tepsiye koyarak yolcuya goturur. yine business classta ucmakta olan hintli bir abi de birden celallenip, kendisinin de business class’ta uctugunu, ayni bilet parasini verdigini ve ayni servisi alma hakkina sahip oldugunu belirten ufak capli, yuksek sesli bir aciklama yapar. hostes afallar. hintli abiye bu servisi istemeyebilecegini ima yollu aciklamaya calisir. hintli abi bir kez gaza gelmistir. durdurabilene askolsundur. ucaktaki ekibin fasist oldugunu cigirmaya baslar. hostes yine de sakin kalip durumu aciklamaya calisir. hintli abi dinlemez illa o bayana giden seyden kendisi de istemektedir. peki der madur hostesimiz. iceri gider ve yine bir tepsi icinde bir ped le geri doner. aradan 2-3 dakika gecmistir ki, ucakta gulusmeler baslar. sebebi tabi ki hintli abimizdir. kahramanca hakettigi pedi alan hintli abimiz, kendisini uyumak icin goze takilan bantlardan zannetmis ve pedi gozlerine koymus, gozlerini kapamis, koltugunu yatirmis ve hakli zaferinin tatli yorgunlugunu atmak uzere uyumaya baslamistir.

    Daha az gör
  48. yurdum insanı kişilik belediye otobüsüne binecektir fakat bileti yoktur.türkiyede yaşamışlığından olsa gerek aklına garip bişi gelir ve bir dönem saman kağıda benzeyen otobüs biletlerini gazete kağıdı yardımıyla taklit etmeye çalışır. bilet boyutunda bir parça keser...olayın buraya kadar olan kısmınDevamını oku

    yurdum insanı kişilik belediye otobüsüne binecektir fakat bileti yoktur.türkiyede yaşamışlığından olsa gerek aklına garip bişi gelir ve bir dönem saman kağıda benzeyen otobüs biletlerini gazete kağıdı yardımıyla taklit etmeye çalışır. bilet boyutunda bir parça keser…olayın buraya kadar olan kısmının otobüs şöförünü tatmin etmeyeceğine inanmış olacak ki bilet diye kestiği parçanın üstüne kalemle otobüs bileti yazar evet…ve sonrasında bir güzel laf yer bunu farkeden şöforden…

    Daha az gör
  49. aksamin ilerleyen saatlerinde allevote,zep *** ve bendeniz bilkent real'e zep'in *** odasina kitaplik ve gardrop almaya giderler. uygun birer tane seçerler,daha sonra baska alisverisler yapmalari gerekli oldugu ve arabaya yükelemelerinin daha kolay olacagi için yarim saat * sonra realin arka tarafinDevamını oku

    aksamin ilerleyen saatlerinde allevote,zep *** ve bendeniz bilkent real’e zep’in *** odasina kitaplik ve gardrop almaya giderler. uygun birer tane seçerler,daha sonra baska alisverisler yapmalari gerekli oldugu ve arabaya yükelemelerinin daha kolay olacagi için yarim saat * sonra realin arka tarafindaki mal kabul girisinden almak için anlasirlar görvelilerle. yarim saat * geçtikten sonra arabayla real’in arkasina dolanirlar ancak mal kabul girislerinin oldugu bölüme açilan kallavi kapi kapalidir.allevote zep’e`***hadi çik da kapiyi aç der. zep tamam der arabanin kapisini açar gayet sakin iner o kallavi kapiyi * ittirmeye baslar!arabanin içinde gülme krizine girmis durumdadir bendeniz ve allevote. kapi gidim ilerlememektedir. kapi görevlisi anlam veremez bakislarlarla zep’e yaklasir.zep durumu farkeder kapiyi birakir kapi görevlisi de manuel olarak açilmamasi için tasarlanmis söz konusu kocaman kapimizi bir tus darbesiyle açar!

    Daha az gör
  50. daha demin bi arkadaşım annattı kendisi gitmiş bi bilgisayar almış efendim üstüne programıydı oyunuydu ne gerekiyosa temin etmiş. tabi bu arada habire milletten duyduğu 3d studio max tende edinmiş bi adet. gitmiş ewe bi heves kurmuş bunu heyecanla. başlamış kurcalamaya, kurneşmeye uğraşmış olmamış kDevamını oku

    daha demin bi arkadaşım annattı kendisi gitmiş bi bilgisayar almış efendim üstüne programıydı oyunuydu ne gerekiyosa temin etmiş. tabi bu arada habire milletten duyduğu 3d studio max tende edinmiş bi adet. gitmiş ewe bi heves kurmuş bunu heyecanla. başlamış kurcalamaya, kurneşmeye uğraşmış olmamış kasmış olmamış en sonunda çıkarmış cd yi fırlatmış kenara “anuna koyim bööle oyunun” diye.

    Daha az gör
  51. 4 kişi bir arkadaşımızı uğurlamak üzere otogara doğru yürümekteyiz. önümüzde de iki sokak köpeğinden tahmin edilebileceği gibi erkek olanı dişinin peşinden giderek kıçını koklamaktadır. "bak ahmet. aynı bize benziyolar. sende benim peşimden az koşmamıştın!" erkek köpek çok estetik bir hareketle dişiDevamını oku

    4 kişi bir arkadaşımızı uğurlamak üzere otogara doğru yürümekteyiz. önümüzde de iki sokak köpeğinden tahmin edilebileceği gibi erkek olanı dişinin peşinden giderek kıçını koklamaktadır.

    “bak ahmet. aynı bize benziyolar. sende benim peşimden az koşmamıştın!”

    erkek köpek çok estetik bir hareketle dişi köpeğin üstüne atlar ve zevkine bakar. gerisini hatırlayamıyorum.

    Daha az gör
  52. sıkıcı bir hukuk dersi... -abi kaç dakika var? - (kolumdaki saate bakarak) daha var hem de çok. - kolundaki saat ne marka? - bişibişi. - ha oranin kızlar çok güzel oluyor. ben geçen gittim . konuşma uzar gider ve dallanir budaklanir. bir mühlet sonra zaten öne yakın sırada oturmuş olmamızın verdiğiDevamını oku

    sıkıcı bir hukuk dersi…
    -abi kaç dakika var?
    – (kolumdaki saate bakarak) daha var hem de çok.
    – kolundaki saat ne marka?
    – bişibişi.
    – ha oranin kızlar çok güzel oluyor. ben geçen gittim .
    konuşma uzar gider ve dallanir budaklanir. bir mühlet sonra zaten öne yakın sırada oturmuş olmamızın verdiği dezavantajla:
    hoca- siz ikiniz çıkın dışarı ( isim verilmez. sadece bakışlarının doğrultusundaki kişiler üstüne alınmalıdır.)
    biz- ( diyaloğu uzatmadan sadece parmak ile kendimizden bahsedilip bahsetmediğini anlamak için kendimizi göstererek, isteği tasdik ederiz.)
    dersten sessizce çıktıktan hemen sonra arkamizdan , bizim daha önce çıktığımızı fark etmeyen iki arkadaş daha çıkar. onlar da hocanın sözlerini üstlerine alinip, aynı emin olma metodu ile dersten kendilerince atilmişlardır.

    Daha az gör
  53. üç arkadaş hevesli bir şekilde bilgisayarın başına oturmuştur ve yeni aldıkları oyunun* ikonuna basıp oyunu açarlar. oyun başlar ve arkadaş no.1* hemen ileri atılarak space tuşuyla demoyu geçmek ister ama amacına ulaşamaz; ark no.2 : abi dur izleyelim, havaya girelim bi. ark no.3 : evet evet. amip (Devamını oku

    üç arkadaş hevesli bir şekilde bilgisayarın başına oturmuştur ve yeni aldıkları oyunun* ikonuna basıp oyunu açarlar. oyun başlar ve arkadaş no.1* hemen ileri atılarak space tuşuyla demoyu geçmek ister ama amacına ulaşamaz;

    ark no.2 : abi dur izleyelim, havaya girelim bi.
    ark no.3 : evet evet.
    amip (ikna olmuş bir şekilde) : evet ya haklısınız.

    demo başlar ve 3 tip karşısında izler. bir süre sonra üçünün de fark ettiği gibi çok sıkıcıdır ve amip* “-hedeeeyt yeter lan” diyip ileri atılır ve space e basar. ama vidyo olduğu yerde takılır ve ilerlemez. zaten bilgisayarın oyunu düzgün çalıştıracağından şüpheli tipler müdahele etmez ve oyunun yüklemekte sorun ettiğini düşünerekten beklerler. dakikalar birbirini takip eder ama tık yok. ark no.1 sinirlenir ama o anda kafasına bir fikir gelir, ileri atılarak;

    amip : lan bu pause ediyo olmasın? denir ve space e basılır. vidyo devam eder.

    Daha az gör
  54. polifonik osuruk ve agharta, bodrum otogarindaki ulusoy terminalinde otobuslerini bekliyorlardir. 3 adet tiki genc kizimizda uc bes adim otelerinde muhabbet etmeklerdedir. - ya var ya anil hangisiydi ? -- ya dun iste senin dans ettigin aksam. - haaa.. o deil de keske pamukkaleyle gitseydik ya. -- yoDevamını oku

    polifonik osuruk ve agharta, bodrum otogarindaki ulusoy terminalinde otobuslerini bekliyorlardir. 3 adet tiki genc kizimizda uc bes adim otelerinde muhabbet etmeklerdedir.

    – ya var ya anil hangisiydi ?
    — ya dun iste senin dans ettigin aksam.
    – haaa.. o deil de keske pamukkaleyle gitseydik ya.
    — yok kizaaam deli misan, distan guzel gorunuyo o otobosler ama ici cok fena. kal gelir valla hihihihi (bkz: bak sen).
    hep bir agizdan : hihihihiihihihihi
    polifonik osuruk : ya o deil de tiksindim bunlardan ya. istanbul’da yetmiyodu burda da ciktilar karsima bikbikbikbikbik. insalla otobuste onume falan otururlarda sikerim ben bunlari.
    agharta : sikmek derken ?
    polifonik osuruk : bildigin sikmek (bkz: proper fuck).
    hep bir agizdan : bik bik bik ahahahihihihiühühühühohohaldfjbnfasjfbajb
    polifonik osuruk : offf.. olucak simdi bi flame thrower, yakacam hepsini. hatta deodorant ve cakmak bile yeter.. ya da ne biliyim offf… su verin lan bana !

    -!!!dup!!!- ***

    agharta : obaaa !
    polifonik osuruk : bismillahirahmanirahim !

    Daha az gör
  55. kahramanımız* chinese new year kapsamı altında türkiye'ye gelecek olan singapur ve hongkong'lu misafirlerini karşılamak için havaalanında acente* görevlisidir. görevi, türkiye de yeni yıl kutlamalarından eser kalmadığı için, yolcular havaalanına inince, bayraklı, afişli, balonlu bir karşılama yaparaDevamını oku

    kahramanımız* chinese new year kapsamı altında türkiye’ye gelecek olan singapur ve hongkong’lu misafirlerini karşılamak için havaalanında acente* görevlisidir. görevi, türkiye de yeni yıl kutlamalarından eser kalmadığı için, yolcular havaalanına inince, bayraklı, afişli, balonlu bir karşılama yaparak onlara hoşgeldiniz demektir. (bilenler bilir bu dönem turizm çalışanları için uzakdoğulu yolcuların bolca türkiyeye gelmesi demektir). kahramanımız sabahın bi körü uçağın inmesine yakın bir zamanda, havaalanı gümrüklü saha içerisinde hazırlıklarını tamamlamış kahvesini yudumlamaktadır. tam o sırada sağlı sollu ataklar ve ”hayt” ”lan” sesleri eşliğinde güvenlik güçlerinin ona doğru koştuğunu görür. ”alla alla” der… arkasına bakar… yanındaki elamanlara bakar… kendilerinden başka kimsenin olmadığını farkeder. daha ”noluyo lan” demeden paldır küldür karakola götürülmek suretiyle tutuklanır. akabinde ”ne yapıyorsunuz” ”la adamın mına korlar” ”nası girdiniz buraya” ”ne yazıyo bu afişlerde”* gibi abuk subuk sorular ve sert tavırarla karşı karşıya kalır. kahramanımız hala ne olduğuna anlam veremeden ”abi izin kağıtları… turist…” falan der. o sirada haberler vardır televizyonda… abdullah öcalan’ın yakalanıp türkiyeye getirilişini gösterir. kahramanımız afişlere, pankartlara bakar… kırmızı bez afiş üzerine sarı renkli yazılar ve acentenin yeşil renkli logosunu görür.
    suratını has..tir modunda bir ekşime alır…

    Daha az gör
  56. arkadaşın netten sipariş verdiği ürün için düştüğü not: "kapının zili çalışmıyor kargoya bildirirseniz kapının sağ yanındaki pencereyi tıklatsın. :)))) ne yapayım gerçekten de öyle. bu notu ciddiye alırsanız sevinirim."

    arkadaşın netten sipariş verdiği ürün için düştüğü not:

    “kapının zili çalışmıyor kargoya bildirirseniz kapının sağ yanındaki pencereyi tıklatsın. :)))) ne yapayım gerçekten de öyle. bu notu ciddiye alırsanız sevinirim.”

    Daha az gör
  57. aile saadeti içinde otururken yakın zamanda boyanmış duvardaki böcek farkedilir. böceği öldürmek üzere hamle yapılır ve olaylar gelişir. yenge: aaa o böceğin kabuğu çok sert ölmüyor onlar kolay kolay. dkik-gazeteyi rulo yapmış böceği öldürmek için hazırdır-:bunun lekesi kalmaz dimi duvarda? dayı: yoDevamını oku

    aile saadeti içinde otururken yakın zamanda boyanmış duvardaki böcek farkedilir. böceği öldürmek üzere hamle yapılır ve olaylar gelişir.
    yenge: aaa o böceğin kabuğu çok sert ölmüyor onlar kolay kolay.
    dkik-gazeteyi rulo yapmış böceği öldürmek için hazırdır-:bunun lekesi kalmaz dimi duvarda?
    dayı: yok kalmaz, sen vur…
    sonuç:nasıl vurulduğu hatırlanmaz ki böcek ölür, duvarda gazetenin izi kalır…

    Daha az gör
  58. yıl 2004 olsa gerek. vuku bulan olayın kahramanı olan zekasız insan henüz üniversite hayatının baharında, birinci sınıftadır. bir gün bir söyleşiye katılmak için arkadaşlarıyla beraber olay yerine intikal eden ve ayrıca kadınlardan bahsederken "teyze", erkeklerden bahsederken "amca" tabirini kullanmDevamını oku

    yıl 2004 olsa gerek. vuku bulan olayın kahramanı olan zekasız insan henüz üniversite hayatının baharında, birinci sınıftadır.
    bir gün bir söyleşiye katılmak için arkadaşlarıyla beraber olay yerine intikal eden ve ayrıca kadınlardan bahsederken “teyze”, erkeklerden bahsederken “amca” tabirini kullanmayı adet edinmiş bu saf kişi okulda katıldığı her konferansta, her söyleşide mutlaka karşılaştığı en önde oturan papyonlu amcayı yine en öne kurulmuş vaziyette görünce ses tonunu ayarlamayı ihmal edip neredeyse bütün salonun duyacağı şekilde:

    — ahaha, bu papyonlu amca kim nan, böyle hangi konferansa gitsek en öne kurulmuş oturuyor, kültürlü insan vesselam vs. şeklinde bir kelam eder, üstüne de kahkahayı basar.

    salondaki diğer insanlar gibi bunu duyan papyonlu amca kürsüye çıkar, mikrofonu alıre ve kendisini edebiyat fakültesi dekanı olarak tanıtır.

    zaten allah vergisi bir kırmızılığa sahip olan kahramanımız daha da kızarır bozarır:

    — namınızı çok duydum ama tanışmak anca nasip oldu, der. kısık sesle tabii, hatta içinden, evet içinden.

     

    enişte, kuzen oğulları ve cgsae pikniğe gidecektir. bir yerde durulur, enişte bir işini halletmek için iner ve arabada ağlayan oğluna el sallar yol tarafındaki kapıdan

    düüüttt düüütttt
    -çekil lan yoldan ayı

    bir ağız dalaşı falan döner enişte giderken yol ortasında oğluna el sallar sırıtarak: “mamişşşş bekle oğlum mamiş alıp gelicem ben”

    düüütttt düüüttttt
    -yol ortasında durulur mu kardeşim

    bu da kuzen: -(saçını çekerek) allah’ım araba çarpacak benim bu saf kocama

     

    + sizin fakültede kuyular varmış
    – bizim fakültede mi? nerde görmedim ben?
    + yaa varmış işte. hayvanları yakalayıp içine atıyormuşsunuz
    – oha? biz?
    + evet ya su dolu kuyular böyle…
    – kuyu falan yok ki fakültede
    + çok canisiniz ya…
    – o_0

    jeton sonradan düştü bende. arkadaşın bahsettiği şey bizim anatomi laboratuvarlarındaki kadavra havuzlarıymış meğer. formaldehit de su oluyor sanırım. lakin haberi yayan her kimse, bu kadavra havuzlarını kuyu sanmış galiba. biz de yakaladığımız(?) hayvanları o kuyulara atıp kaçarken histerik kahkahalar atan manyaklar oluyoruz bu bağlamda…

    Daha az gör
  59. efendim hasta ile sohbet halindeyiz: - dr hanım geçen gün eşiniz ve kızınızla tanıştım. maşallah o da sizin gibi çok tatlı.. ben gayet şaşırmış evli bile değilken hastaya cevap veririm: - hangi kızım?!!! - küçük olan... bir anda koltuğuma gülme krizi eşliğinde yayılırım tabii asistanım da..

    efendim hasta ile sohbet halindeyiz:

    – dr hanım geçen gün eşiniz ve kızınızla tanıştım. maşallah o da sizin gibi çok tatlı..

    ben gayet şaşırmış evli bile değilken hastaya cevap veririm:

    – hangi kızım?!!!

    – küçük olan…

    bir anda koltuğuma gülme krizi eşliğinde yayılırım tabii asistanım da..

    Daha az gör